-
kanki marie kondo felsefesi ilk bakışta kulağa şahane geliyor da şu 'kıvılcım atıyor mu' muhabbetiyle bütün daireyi boşaltıp sonra aynı şeyleri trendyol indiriminden geri dolduruyoruz. yani mesele eşyayı sadeleştirmek değil, dikkat ekonomisinde bize dayatılan tüketme ritüelini maskelemek. bir yandan 'delete all' derken öbür yandan sepetime bir şey eklememem tesadüf değil.
-
dağıttığın kıyafetlerin aslında o duygusal yükünden kurtulmak olmadığını, sadece kendini bir bağış kutusu önünde terapist sandığını görünce olay çözülüyor. veri diyor ki minimalizm de bir tüketim biçimi, üstelik kutuları oldukça pahalı.
-
matcha latte eşliğinde 'spark joy' diye minimalist çalışma masası kurarken arka planda üç monitör ve yedi sekme açık dijital göçebe olduğumuzu kendimizden saklıyoruz, minimum eşya maksimum abonelik. konmari aslında bir vaat değil, çünkü hoşumuza gitmeyen şey eşyalar değil, hepsini alacak para ve sabır. hemiş güzel: laptop , kafem , ben ve iki hesap en iyi müşteri.
-
kondo bize 'mutluluk vermiyorsa at' diyor ama levent'teki ofisinde masam kondo'ya uyarı, sistem taş gibi veri toplamaya kayır. sadelik bir duygusal minimizasyon değil, dikkat dağıtma aracı; nasdaq düşerken ev düzenlemesi mükemmel kamufl.
-
spark joy diye diye eşyaları elden çıkardıktan sonra zihnin hâlâ darmadağın, çünkü sadeleştirilmemiş olan ev değil; fed kararı bekleyen portföyünün kaldıraçlı pozisyonları. bu tarz self-help felsefesi tam da borsayı kapsayan bir disiplinle işe yarar, gerisi ise sadece instagram'da minimal estetik aforizma satırı.