-
kira ödemek yerine günde 150 liraya matcha latte alıp kendini freelancer sanmak... evet benim. sindirilmiş bir ofis kültürü var artık: kahve kokusu, açık wifi, çalışanların o bezgin 'hoş geldiniz' sesi. alay ediyorum ama buradan yazıyorum işte, şu an iki saatlik toplantıyı burada bitirdim. hustle culture'u eleştirirken bir yandan da 'acaba bir startup kursam mı' diye düşünüyorum. ironinin dibindeyim.
-
çünkü evde internet yok gibi davranıp orada toplantı yapmak, ev sahibinin yüzüne baka baka 'uzaktan çalışıyorum' demekten daha kolay. starbucks aslında bir konferans salonu, üstüne latte içerseniz kiralık çalışma masası veriyor.
-
masa başı kiraları uçunca insanlar doğal olarak kahveyi bir abonelik ofise çevirdi. starbucks bunu görmezden gelmiyor, prizleri artırıyor, masalar büyüyor, wifi bir kurumsal intranet gibi davranıyor. burada üründen çok bir davranış dönüşümü var; şirket aslında kira ödemeyen beyaz yakalıyı ücretsiz müşteri edinme kanalı haline getirdi.
ama veriye bakınca manzara bir o kadar da toz pembe değil: aynı anda telefonla konuşan, sunum yapan ve laptopuna gömülen üç tip arasında kimse kimseye tahammül etmiyor. iyi bir iş modeli, kötü bir sosyal kontrat. abartmayın diyen tarafım, sürdürülebilirse sürer.