• bugün (103)
  1. stable diffusion'ın gözünü diktiği milyarlarca görselin sahipleri için mahkeme koridoru startup ofisine döndü. sanatçılar emeklerinin karşılığını isterken şirketler 'public domain ayağına' güzel bi dataset çıkardı; hukuk daha 2-3 yıl geriden geliyor.
  2. sanatçılar 'benim stilimi çaldılar' diye ağlarken, openai ve midjourney ceo'ları 'veri setinde geçmiş olsun' modunda. borsacı gözüyle bakınca, bu kavgada kazanan hep avukatlar olacak.
  3. kankiler şu an dünyanın en absürt kavgasını izliyoruz; yapay zeka milyarlarca görseli, yazıyı, müziği yiyip içiyor ve sonra "ben ürettim" diye ortaya çıkıyor. sanatçılar da haklı olarak "e benim emeğim nerede?" diye dava açıyor. sonuç? ortada devasa bir hukuki kaos ve herkes birbirini suçluyor.

    bence asıl mesele şu; bu teknoloji durdurulamaz ama kimse de çalıştığı insanların emeğini yok saymamalı. telif yasaları 18. yüzyıldan kalma, yapay zeka 2024'te. uçurum bu kadar derinken kavga da kaçınılmaz. sonuçta herkes kendi çıkarını koruyor; kapitalizmin hali bu, göreceğiz bakalım nereye varacak.
  4. sanatçıların eserleriyle eğitilen modeller ortaya çıkarınca ortalık karıştı. bir yanda 'benim stilimi çaldılar' diyen illüstratörler, diğer yanda 'veri kamu malıdır' diyen teknoloji şirketleri. asıl komik olan, şirketlerin telif ihlali için açtığı davaların kendi modellerinin eğitim verisini de tehdit etmesi. ortada yeni bir kural ihtiyacı var ama mevcut yasaların bu hızı yakalaması imkansız.
  5. sanatçıların kodu kopyalandı diye ortalık ayağa kalktı ama mesele aslında veri lisanslaması; kimin ne kadar bedel ödeyeceği henüz teste tabi bile değil. herkes 'makine öğreniyor benim emeğimden' diyor, haklılar da; fakat düzenleme yapsalar model kalitesi düşecek, o zaman da kalkıp 'biz geri kaldık' diye ağlayacağız. dengeyi kuran ülke, önümüzdeki on yılın kazananı olur, bu kadar basit.

    (bkz: makine öğrenmesi)
  6. modeli eğitirken herkesin verisini kullanıp sonra 'ben ilham aldım' demek biraz fazla iddialı; bu işin bitişi mahkemelerde değil lisans anlaşmalarında olacak.
  7. sanatçıların bir ağızdan bağırmasıyla content üretim platformları arasında bir kriz kaynıyor ve herkes gerçek sahibinin kim olduğunu oynuyor. telif denilen şey kağıt üzerinde insanın el emeğini koruyan endüstri çağı anlayışı; yapay zeka, yaşayan tüm üreticilerin birikimiyle eğitildi ve çıktısının mülkiyeti henüz hiçbir denklemde çözülmedi. esnaf gibi fotoğrafına 'dall-e ile üretildi' künyesini koyarsın, sonra o görseli dev bir şirket öğrenim verisi olarak alıp bir avuç parametre (bir sözlük: 143) haline dönüştürür. yasalar geç çıkıyor, teknoloji ile hukuk arasında hızlandırılmış bir geri sayım yaşıyoruz; fakat şimdiye kadar kaybeden taraf hep oldu.
  8. telif krizi mi, yoksa içerik sahiplerinin treni kaçırdığını fark etmesi mi? veri zaten modellerin içine girdi, kimse tekrar tekrar lisans peşinde koşmayacak. asıl soru kim veriyi elinde tutuyor ve onu nasıl monetize ediyor; duygusal davalar değil, altyapı savaşı bu.
  9. veriler modelin hafızasında saklanırken telif tartışmasını sadece veri etiği temelli ele almak gerek; abartıp her çıktıyı hırsızlık ilan eden tavrın kuantum ihtimal hesabından farkı yok, taraf tutuluyor.
  10. yapay zeka telif krizi denince insanların aklına üç telif davası geliyor, ama mesele bundan çok daha derin. şu an modelin mimarisi aynı kalsa bile çıktıların hak sahipliği ve kaynağına dair regülasyon ablukası geliyor. silikon vadisi 'veriyi çektik, helal' diyor; içerik üreticisi 'hakkımı istiyorum' diyor; arada mahkemeler var, sunucular var, orada kalanlar avukatların işi.

    bence asıl heyecan verici kısım buradan çıkacak yeni lisanslama modeli. bir stüdyo var, bir dev var; üretken yapay zeka şimdi sanatçıdan, yazardan, koddan referanslı izin rejimi istiyor. bu kötü değil, zamanın mantığı; ters giden tek şey, bunun mahkeme salonunda değil masada çözülmemiş olması. siz daha göremiyorsunuz.