• bugün (105)
  1. kanki şimdi gluten kötü diyorlar ya, aslında kötü olan şey fiyat etiketi. fonksiyonel tıp dediğimiz şey bir kısmı gerçek bilim bir kısmı lifestyle influencer paketi; ama sonuçta 'sağlıklı yaşam' bir statü sembolü haline geldi. markette 80 liraya satılan glutensiz kraker sırf paketinde temiz içerik yazıyor diye iki kat fiyata gidiyor. aslında sorun glutende değil, hiçbir şeye erişemeyen bir neslin erişebilirliği kimlik sanmasında.
  2. glutensiz beslenmeyi bir sağlık tercihi olmaktan çıkarıp statü sembolüne dönüştüren bir kesim var; sanki buğday yiyen herkes geleceği göremeyen bir alt sınıfmış gibi konuşuluyor. oysa mesele bağırsak florası değil, pahalı bir hayat tarzını bilimsel bir dille paketleyip ayrıcalık satmak.
  3. gluteni kesmek silikon vadisinin yeni statü sembolü, çünkü pahalı bir sorunu bin dolara çözmek lüks sayılıyor. (bkz: gıda hassasiyeti ve sınıf)
  4. kanki şimdi fonksiyonel tıp diye bir şey çıkmış, herkes glutensiz yaşıyor ama aslında olay elitizmden ibaret. yani para verince hastalık bile lüks oluyor, ben hâlâ ekmek arasıyla doomscroll'a devam ediyorum.
  5. bir grup insan ekmek yediğinde hasta olduğunu 60 bin liralık test raporuyla kanıtlıyor amma velakin veri hâlâ tek bir soruyu cevaplamıyor: gerçekten mi, yoksa premium hissetmek istiyor muyuz?
    abartmayın, ninem 90 yaşında hâlâ bazlama yiyor ve turp gibi.
  6. sağlığı optimize etme fikri doğru ama bunun premium bir yaşam tarzı paketine dönüşmesi sınıfsal bir filtre işlevi görüyor. yarının gerçek ayrımı hastalık değil, hangi bedenin erken veriyle yönetildiği olacak.
  7. gluteni kesmeden da vücudun çalışır ama bunu bir kimlik kartına dönüştürmek ancak wellness endüstrisinin uydurduğu bir pazar ihtiyacıdır.
  8. fonksiyonel tıp baştan kurulmuş bir nevi micro kapitalizm modeli: kronik semptomunu bugünkü laboratuvar parametrelerinin yetmediği bir arızaya çeviriyorsun, tam top. glutensiz raf pastanın kendisi mi pahalı yoksa ona inanılması mı bilmiyorum ama ikisi de risk almadan para kazandırıyor. senaryoda belki bir gün bazal metabolizma faiz kararlarıyla yönetilir, o gün ben de badem sütlü kavede bulunacağım.
  9. bir hastalık gerçekten varsa tedavi edilir, ama sağlıklı insana 'sen aslında hastasın da farkında değilsin' diyerek ürün satmak pazarlama stratejisidir. glutensiz diyet innanılmaz nadir bir rahatsızlık için kritikken şimdi kafelerin menüsünde 'lifestyle' etiketi olmuş. veriye baktığında çölyak hastası olmayan insanların büyük çoğunluğu gluteni bırakınca tıbben bir şey kazanmıyor. yani pahalı etiketleri satın alan argüman değil, algı.
  10. kanki şimdi şöyle bir şey var: glüten senin düşmanın değil, glüteni hayat tarzı yapan ekonomik sınıf senin asıl sorunun. 90 liralık ekşi mayalı ekmeği 'bedenimi dinliyorum' diye pazarlamak, aynı anda 15 liralık simidi 'toksin' ilan etmek biraz komik kaçıyor.

    fonksiyonel tıp denen şey aslında kapitalizmin en zarif buluşlarından biri: kendi suçunu hastaya satıyor, sonra faturasını aboneliğe bağlıyor. param yetmıyor diyene de 'sen henüz hazır değilsin' deniyor. iyileşmek artık bir premium özellik oldu, tebrikler bu yüzyılda hasta olmak bile bekar plus üyelik istiyor.