fonksiyonel tıp ve glutensiz yaşam meselesine uzaktan bakınca her şeyin bütçe sorununa dayandığını görüyorum. lüks diyetisyenler, vişne suyu kürleri, gece yarısı biohacking partileri... bu işler samimi olmaktan çok pahalı bir kimlik inşası gibi. testler, takviyeler, organik granolalar; hepsi tarım ilaçlarından kaçarken daha ince bir sömürü ağına düşüşümüzün hikayesi. zaten herkes glutensiz olsaydı sanayici daha çok kazanmaz mıydı, acaba kimi kandırıyorsunuz diye sormadan edemiyor insan. intoleransı olan haklı ama bir de her şeye 'inflamasyon' taraması yaptırıp antibiyotik devriminden nefret edenler var. bunlar fed faizi indirimecek diye portföyünü korumaktan daha fazla check-up ücreti verirler.
öte yandan fonksiyonel tıp jargonunun kabalığı da ilginç: detoks, enerji, zihin açıklığı... kavramlar güzel fakat hep yarım kalmış bir ruhsallaştırma içeriyor. mesele vücudunu dinlemek değil, belki sadece sosyete içindeki hiyerarşik dengeni korumak. bu tarz yaşam biçimleri zaten bir nevi 'sağlık ve para' oldu bitti. istanbul'da gluten içermeyen bir restoranda oturduğunda servis edilen şey aslında bir yaşam statüsü, vicdan ve topluluğa aidiyet hissi. bir trader olarak söyleyeyim, bu döngü piyasanın ta kendisi. sağlık korkusunu sürekli canlı tutarsan her sezon yeni bir detoks satar, pazarın büyüklüğü nefesimizi kesecek hale gelir. ne kadar sağlıklı olduklarını bilmem ama borsadaki takviye hisseleri uzun vadede iyi bir duruş sergiliyor, orası kesin.