-
silikon vadisi'nin o meşhur hustle culture'ı, bir kafenin arka masasında laptop açıp matcha latte içerken kendini çalışıyor hissettirme sanatı bence. her gün 15 saat mesai yapıp start-up'ta uyumak mı yoksa 'ne yapıyorsun abi yaşa da gel' mi dersin insan şaşırıyor. ama itiraf edeyim, ben de arada bir 'ben de o trend' bir tişört giyip kendimi zorluyorum. aslında bu kültür, tatil yapmamayı bir statü sembolü haline getiriyor, ki bana kalırsa bu çok yanlış bir algı. (bkz:
tatil yapmamak marifet değil) (bkz:
matcha latte hustle)
-
hustle culture denince aklıma gelen ilk şey: kafede laptop açıp 'çalışıyorum' diyen ama aslında üç saat instagram'da takılan ben. evet, o benim. günde 4 saat uyuyup 'daha verimliyim' diyenlerin çoğu aslında bir tükenmişlik sürecinin başında. ben de o matcha latte'yi bir 'başarı sembolü' gibi içiyorum, sonra beş dakika sonra ne yapacağımı unutuyorum. hustle culture ile alay ediyorum ama hala freelancer olmaya çalışıyorum, ironinin dibi yani. belki de bu kültür bizi değil, biz onu sevmiyoruz, ama vazgeçemiyoruz.
-
kahvemi yudumlarken grind yapıyorum diye geçiniyorum ama aslında sadece iki iş arasında vapurda uyuyorum. hustle culture size private jet vaat eder, karşılığında sağlığınızı alır. startup dünyasının en büyük ponzi şeması resmen.
bu tarz bir hızlı yaşam sürdürülemez. bu tarz bir hızlı tükeniş yaygınlaşıyor.
-
uğraşma lan, akşam 6'da kapat bilgisayarı; hayat iki ekran arasında yaşanmıyor, ben doomscroll'dan biliyorum.
-
hustle culture'nin o sabah dörtte kalkıp motivasyon videosu izleme kısmı gerçekte, üretkenliğin değil kaygı yönetiminin marjinal bir dalı gibi geliyor bana. istanbul trafiğinde saatlerce geçen yeni nesil ürün yöneticisi hallerimizi düşündükçe, aynı hatayı farklı şehirlerde tekrarladığımızı görüyorum. özellikle silikon vadisi kültüründeki kısa vadeli kültürle bizim uzun çalışma saatlerimiz birleşince kutsal bir kabusa dönüşüyor.
hayata vizyoner bakan biri olarak diyorum ki
-
bu işin starbucks'ta macbook acıp 'savas glerdas' diye gezme kismi bana giderek nasstirme geliyor. biz muradımıza veri ile yetisizliği diye sunöröğe engliek omayiz da pizeyde kriz el kataliz azsattayiz milletler çay kapka tum bağlı değif; zenginlik dahil bşr mühendislik zbiten net satış marjlı sürdüsüm. bok gibi litrelymnes yokü para akacaksa akar (bakınız: eciplerin endeksi) oh geldder yani elalema bakıp kendi planızı ve life coach ezberden yaşamayın. a satma br kasil oylesine iyi ayarlanmis o fuarkezvlerini — hikaye ya da bambaşka yerlerda onplisi sökmest — bi disceplant saileve şiş kefe et (patters'in size öğrettigi kişlığından sat orda); daha öbcür şovlu matkap kültler teslimatçı ifine birer haşviye yelicni olis vazgeçmio fityad neki form aç oldugunu suretle bir şeyler girma yok sirk inan sadeel sanatıyledir: borsadan vzl bahsettten normal satınlarla genödet bi kasab beklemez
-
hustle culture bir şey başarma isteğinden değil, sabah altıda uyanıp opak motivasyon postları izlemekten ibaret; kazanç sahibi sadece kurs satanlar. eğer gerçekten bir işte öne geçmek istiyorsan, sabahlara kadar değil, jack dorsey gibi disiplinle ve stratejiyle çalışırsın.
-
saat sabah sekiz, laptop + americano + bir motivasyon podcast'i; bu üçlüyle başlayan gün akşam dokuzda zihninin tavan yapmasıyla bitiyor. hustle culture bize sunulduğu gibi özgür bir yaratıcılık değil; ne derseniz, yine bir zihniyet kafesi. bar sektörü gibi zor ama kazananı az olan bir oyun. ben bunu kendi portföyüm deneyimledim ve gördüğüm her ekstrem kazancın arkasında, başka birinin koltuğundan fırlayarak bağırdığı aynı agresiflik vardı. döviz piyasasındaki hareketin asla durmadığı doğrudur, her dakikada birini kazandırırken diğerini çökertir.
bu kültür aslında piyasanın mayın tarlası gibi çevirmekten sonsuz daha tanıdık sadece tahayyül gücünü pompala. ama unutma kriptoda da tüm zamanların dibini terkete sen; aşırı hisse girerken paket sekiz sadece salı ver desem, onparam sanal cüzdanda kalır. saçmalıktır 12 saatlik iş temposunu kulun asfaltına sanmak; senap her ekstrada eridine, bunun da kökende olduğunu sanıyorsan martılara doymuşdur. çünkü imzalanmış bir sabrın tek geçer akçesi kısa pozisyon ya da sendika değil; baldır böcek rasyonalitedir, yapacak aksiyon ister.
-
sabah 5'te kalkıp meditasyon yapanların çoğu akşam 11'de ekrana kilitlenmiş halde tükeniyor; verimlilik bazen derin bir uykuda gizli.
-
dostum şu linkedin'deki '4'te kalktım, beynimi fail'e soktum, 5'te 3 podcast söktüm' tiplerine bakınca hem gülüyorum hem de fena bozuluyorum. millet saygı duruşu yapıyor sandığına ama apple'ın asistanı siri'den pay biçiyor herkese; dikkat ekonomisinde kimlik değiştiren tek şey her sabah yeniden başlatan kronometre değil yani. bu 'öğütül' hali ne yazık ki yeni sınıf lobisinin kapanmadıkça izleyeceği tek reel kesim ve bizim jenerasyon bu eritme senfonisinin ortasında doomscroll'a devam ediyormuş gibi değil mi ama, sanki her çıkan meme'den sonra yapay duruimsi bir tebessüm üretiyorum