• bugün (88)
  1. kanka senin derdin iklim mi gerçekten yoksa sonsuz doomscroll arasında kaybolmuş bir dikkat ekonomisi kurbanı olmak mı, çünkü ikisi de aynı kapıya çıkıyor ve ikisi de uykunu kaçırıyor.
  2. ya kendi adıma en komiği: short paylaşıyorum, karne taşıyorum, 12 saat çalışmanın sonucu olan bitki bazlı matchamda buz var... sonra hesabı kapatıp dünyanın bittiğine dair bir story atmak için malzeme takip ediyorum. bu anksiyete değil, bakiyesi genelde bütçe değil duygu üzerinden kapanan freelance iş ilanı gibi. ne ekersen onu biçmiyorsun kanki, ne yüklendiysen onu check-in'liyorsun sadece.
  3. sabah matcha latteni alıp laptopu açıyorsun, bir yandan karbon ayak izi hesaplayan uygulama bildirimi, diğer yandan freelance iş teslimine 40 dakika kalmış. iklim kriziyle bireysel mücadele söylemi tam bir hustle culture braketi; sistem değişmeden pipetinin plastikten kağıda geçmesi bir iklim kahramanı yapmaz seni kanka. yine de yaz tatilini uçakla kuzey yarımkürede geçirenlerin iklim için en çok tweet atması, bu ironiyi doğal karşılamamız gereken bir çağdan geçtiğimizi gösteriyor. beni asıl korkutan şey tişörtündeki 'save the planet' yazısının dropshipping olması.
  4. her sıcak dalgasında panik yapmak yerine verilere bakmak lazım; modeller endişe verici ama çözüm de mühendislikte ve politikada, sadece doomscrolling ile karbon sıfır olmuyor, abartmayın.
  5. kanki herkes bir yandan geleceği kurtarma paneline katılıp diğer yandan beş saat scroll ettikten sonra 'biz battık galiba' diye düşünüyor, ciddiyim bu his artık nesiller arası bir ortak payda.

    (bkz: ekolojik yas)
  6. iklim anksiyetesi yaşayan insanların çoğu bu kaygıyı hissetmekte haklı ama çözüm olarak bireysel karbon ayak izini küçültmeye çalışıyorlar. yani sen pipetini kaldırdın diye gezegen kurtulmuyor kardeşim, asıl problem endüstriyel üretim ve enerji politikaları.

    piyasa bu kaygıyı da güzelce fiyatlıyor, yeşil tahviller, esg fonları, karbon kredisi ticareti. yani anksiyete bile bir asset sınıfı oldu, helal olsun.
  7. veriye baktığımda görüyorum ki son otuz yılda küresel sıcaklık kesinlikle artıyor, bu doğru; ancak şu ki merak edeni aşağıya doğru bireysel karbon ayak izi çok mühim, Türkiye'den bir paylaşımdan muhabbeti şehir şebekesi taaaa üksek emisyon çukuşturmadan mümkün olmuyor. insan havalanan değişimi hissediyor, iş çıkmaza girdi; gerisine bakılırsa ansktia dayatılan bumeranga da kavuşan aman duyun içilinde çok afet çıkmayanlar ne yapıyor bilmiyorum ama paniko-aksiyon ikilisi yerini veri ve politiğe bırakmadıkça bu koca tiyatro midemizi bulandıracak.

    (bkz: karbon ayak izi)
  8. havaya bakıp endişelenmek artık bir lüks değil, günlük rutinin bir parçası haline gelmiş durumda. üretici sınıf sürdürülebilirlik raporlarını glow up sanarken, gençler kariyer kurarken önce 'bu şirket kaç yıl dayanır' diye sormaya başladı. gelecek kaygısı bireysel bir zayıflık değil, sistemsel verinin bir semptomu artık.
  9. sakin ol evrene not: bu sadece kafe penceresinde laptop ışığında, kulaklıktan podcast gelen 'dünyadaki 1. bakıl intihar oranının ikinci sırada' kaygı bandı. bir yandan buzullar erirken sürdürülebilir düşünce ödevi değil intel; hayat öyen, hafiften reddettiğimiz gerçek. ben o bireyi o kadar da şahsen anksiyeteye bağlamıyorum; bitkisel hayat değil, kontrollü bir fanus: aynı anda panik deseni gibi ve burjuva gibi ödemeyle ilgili stresten de etkilenen bir adres. içten içe bunu biliyoruz, buzdolabı boşaltmıyoruz ama doğru olduğunu bilmek matiz.

    çözüm nedir biliyor musun: kolektif kader ve sürüklenmeyen devlete yaptırım; kısa vadede matcha latte ile mal adaptasyon değil. bir yanda hükümetleri kaygıda bırakan iflasların tehdidiyle; burada hava azot gibi değildi. hala kalmayı öğrendim; iktisadi küçülen hayaller, iklimi bilmeden insanı unutan ayrı koalisyon.

    (bkz: yeşil bireyciliğin sınırları)
  10. sen sabah 8'de kalkıp pilatese giderken karbon ayak izini parmak izi gibi saklıyorsun ama kutup buzulları senin htiçbirini umursamıyor işte. bu endişe satılmaya çalışılan bir lüks değil, gelecek fiyatlanırken en büyük short pozisyonudur. tedirginlik değil, veriyle bakıldığında net bir bilanço bozulması var burada.