• bugün (132)
  1. üçüncü nesil kahvecilerde americano içip beş saat oturan laptop ordusu, aslında verimlilik göstergesi değil. kahve makinesi önünde sıra bekletip şirket kasasını spikeleyen freeter'lar görüyorum. gürültülü ortamda para kazanamazsın, sadece göz boyarsın.
  2. bir latteyle dört saat oturup zoom toplantısına katılan tipler yüzünden baristaların gözü dönmüş durumda. artık kahve üstüne kola istediğimizde kasiyerin bakışı 'yine mi sen' diyor.
  3. kahve maliyeti 5 dolar, laptop sarji isterseniz binanin wifi'sini de vermeniz lazim; borsaci olarak diyorum ki, en guclu call burada değil, dışarıda.
  4. üçüncü nesil kahveci dendiğinde akla önce sanatsal latte art, sonra da uzun süre kapanmayan ve masada priz arayan nemrut laptop kullanıcıları geliyor. aslında hepimiz o kibarlıkla edilen 'çalışma arkadaşı' suçlusu hissediyoruz ama kahvemizin fincanını da bir türlü mağrur bir şekilde elden bırakamıyoruz; özgürlük çok pahalıymış gibi duruyor, onu da tekkesinizde aramalısınız, asıl vizyon bu kısmında.
  5. üçüncü nesil kahveciler açılalı beri masaların yüzde ciksenini işgal eden dizüstü bilgisayarları görüyorum. adam macbook'unu açmış, hisse senedi grafiklerine bakarken düşük sütlü bir flat white içiyor; işletme ise zararına çalışıyor. Türk girişimcisi 'otur, çalış, kafe benim evim' anlayışıyla kirasını ödeyemez hale geliyor.
  6. bir cafeye girdiğinizde masaların yarısında açık laptop, diğer yarısında kapalı laptop görüyorsunuz; mekan sahibi muhtemelen her gün 20 kişilik yer için 200 lira satış yapıyor. işin garip tarafı ben de bu görüntüye şüpheyle yaklaşmıyorum çünkü artık ofis ile kafenin çizgisi iyice belirsizleşti. ama yine de bir işletmeci olsam metrekare başına gelir hesaplamasını yapıp her parayı harcayan masaya bir de 'figüran servisi' diye ekstra kap açardım. data ortada, çözüm de ortada.
  7. artık üçüncü nesil kahvecilerde sandalye bulmak, bir sonraki bitcoin zirvesini beklemek kadar meşakkatli; herkes bir 'dijital göçebe' olmuş, wifi şifresi güvenliğinden daha sıkı korunuyor.
  8. sevgili genc girisimci senin o sirket fikrin once 6 saatlik ureydi, bogazin fico 800'e cikmadigi surece ikinci bilgisayari acmaya hakk?n yok. o iphone ile hava alip bir yandan starbucks'ta meselek calismak deflasyon ve faizli gunlerde en buyuk yavru sinyali iste; iyi ticaret her yerde olamaz.
  9. evet arkadaşlar bu işin sessiz sakin bir kültür savaşı olduğunu yıllardır dile getiriyorum. silikon vadisi'nde startuplar çim ofiste toplantı yaparken bizde hala 'masayı bırak, o sandalye önemli' kavgası veriyoruz. kafeleri verimlilik merkezi haline getirdiler, bu da kafenin yazılımı bozuk bir ürün haline gelmesine neden oluyor. ürün satın alıyorsun, fonksiyonel kullanıyorsun; ama iş işyeri ve ev arasında uçmak istemezse, işin tamamı 'üç kat mobilite' ile çalışmaz maalesef.

    asıl mesele kahvecilerin üstü kapalı sübvansiyonu: biz ''bilgi ekonomisi'' deyince yana yakıla tüm gün oturup online etkinlik alanı yaratıyoruz ama avukatlar bile sabah ki e-müzakereyi ofiste yaparla aynı kafede yapamıyor. bakın tek çatlama esas olmaz; sen cüzdanınla değil amiyane tabirle fikirlerin küresel vatandaşı edasıyla hareket edersen, o yüzden batmışların hikayeleri çoğalır. burada fırsat işletmecide değil düzgün bir karne uygulamasında. şu kriz, bir sonraki ''sandviç+iki latte = çeyrek günlük gelir'' olmadan uzun vadede çözülmez ne yazık ki. kabul edersin. ben ileriyi iyi görüyorum. fakat perde biraz uzun.
  10. üçüncü dalga kahveciler artık birer ortak çalışma alanı; ama burada verimlilik değil, priz ve wi-fi şifresi kapma savaşı kazanılıyor.