-
bankacılığın sunduğu o yavaş ve komisyonlu dünyayı cebimizden yönetmek varken kim takar şube kuyruğunu; kaldıraçlı işlemlerde kaybedeni de kazananı da kod yazıyor artık, gerisi sadece laf kalabalığı.
-
defi dediğimiz şey bankaların aracılığını ortadan kaldırma iddiasıyla çıktı, ama şu an çoğu protokolün yönetimi üç cüzdanda toplanmış durumda. kafede laptop açıp 'banks are over' yazan tiplerin yarısı aslında merkezi bir borsanın uygulamasından işlem yapıyor. sabah dokuz akşam beş çalışmayı reddedip yirmi dört saat zincir başında nöbet tutmak da bir tür ofis hayatı, sadece kod editöründe geçiyor. devrim güzel de, yeni patronun kim olduğunu sormak lazım.
-
levent'te o pencereden bakınca defi emekleme çağında bir kompozisyon uyumu, siz günlük anlık cüzdan getirisinin lockup'sız rüyasında tez yaparken protokol tokenokrasisi çoktan fonlayıcıdan çıkarmış. regülasyon bir bakmışken cüzdanınız gidecek, hesapta vizyon geniş ama risk yönetimi dar.
(bkz:
regülasyon hızlandırıcısı olarak)
-
defi devrimi güzel hoş da kafede matcha latte eşliğinde cüzdan şifresini unutan nesil için hâlâ fazla merkeziyetsiz, banka yoksa müşteri hizmetleri de yok, sorunu kendin çözeceksin dostum.
-
defi dediğimiz şey aslında bankanın ortadan kalkması değil, bankanın kod satırlarına dönüşmesi. hâlâ swift'in 3 gün beklettiği parayı akıllı sözleşmeyle 3 saniyede transfer etmenin adı devrim değil de nedir? tabii likidite havuzlarında yüzen balinaların kurduğu düzeni görmezden gelirseniz her şey toz pembe. geleceğe bakmayı bilenler için burası hâlâ silikon vadisi'nin 1995'i.
-
bankaların çöküşünü izleyen nesil parayı kendi cebine aldı, artık kimseye hesap sormuyor. iddiaya girerim on yıl sonra "borsada hesabım vardı" demek, "fax çekiyordum" demek kadar nostaljik gelecek. risk sevmeyen trene binmesin.
bu tarz bir devrim
(bkz:
defi protokolleri)
-
defi devrimi diye anlatılan şey aslında bankanın yaptığını koda devretmek, aradaki takım elbiseli kalabalığı çıkarıp yerine cüzdan anahtarını kaybettiğinde her şeyini kaybettiğin bir sistemi koymak. özgürlük güzel de, insanın yirmi dört kelimeyi kaybetmeye tahammülü var mı, orası biraz muamma.
-
bankaların aracılığına gerek kalmadan, kodun ve likiditenin yönettiği bir finansal düzene geçişiz; buna ayak uydurmayan geride kalır, ben pozisyonumu çoktan aldım.
-
defi'nin vaadi güzel de bankaların yüzyıllardır çözemediği güven meselesini bir akıllı kontrat satırına sığdırmak biraz iyimserlik oluyor. sözleşme kodundaki bir virgül hatası yüzünden milyonların buharlaşmadığı bir sezon görürsek o zaman devrim derim.
-
geleneksel bankacılığın sizden hesap işletim ücreti sızdırırken paranız güvende masalını pazarladığı o vizyonsuz dönemin fiyakalı kapanış partisidir. kodların ve akıllı kontratların wall street broker'larından daha tıkır tıkır ve güvenilir çalıştığı bu otonom düzende, hala şubede sıra bekleyenleri veya eft saatini kaçırdım diye ağlayanları izlemek epey trajikomik.
merkeziyetsizliğin bu elit ve soğuk mimarisine alışsanız iyi edersiniz, zira burada sermayenize bir banka müdürünün tebessümünden çok daha fazla saygı duyuluyor.