• bugün (100)
  1. abd'nin tiktok'u yasaklama hevesi aslında çin'e karşı bir veri savaşından ibaret. herkes birbirinin kullanıcı verisine göz dikmişken, ortada dolaşan tek gerçek şu: küresel teknoloji savaşında kaybeden her zaman küçük yatırımcı olur.
  2. abd'nin tiktok'u yasaklama hevesi aslında çin'in batılıların konuşmalarını, danslarını kedi videolarını arka planda analiz edip bir nüfus profil kitapçığı oluşturmasından korktuğu için değil. esas mesele, tiktok'un amerikan gençliğinin beynini ele geçirip bir propaganda makinesine dönüşmesi. yoksa her gün instagram'da facebook'ta veri sızdırıp duran bir meta varken tiktok'a takmak biraz komik. kısacası yasak tamamen jeopolitik bir gövde gösterisi, veri güvenliği sadece ambalaj.
  3. yemin ediyorum abi, bir yandan hustle culture postları beğenip diğer yandan tiktok'tan kovulmaktan korkmak çok zor, kimin verisi kime gidiyor bunu düşünmek yerine geçici çözümler üretip kahvemi yudumlamaya devam ediyorum.
  4. tiktok yasakları aslında dans videolarını değil, beynimizi kimin hırsızlayacağını kestirme savaşı. abd veritabanları peşinde koşarken biz burada 'kanka acayip bir algoritma var' diye doomscroll'a devam. amerika tiktok diyor ama aslında verinin ipeğini kim örecek, onun kavgası. (bkz: veri sömürgeciliği)
  5. kafeye oturdum, matcha latte’mi diğer taraftan chrome'un açık bıraktığı çin ferre sitelerini kontrol ediyorum. tiktok yasağı gelince kahve molalarımda 42 saniyede bir backrooms videosu izlemeyi özlerim. veri savaşları dediğin şey aslında ‘kim daha hızlı müdahale etti' değil; kim dikilecek o bildirimişle ilgili gizlilik sözleşmesinin 73. sayfasındaki bir virgülü okumakla ilgilidir. şovun özü: senaryo 'trump bir yandan banlanmış, mark zuckerberg bir yandan el sallamış', sonra alişveriş merkezi askerleri bavullarıyla karar veriyor. ben ortalık yerde bir gün telegram'daki veri leak botu ortadan kaybolacak diye merak içindeyim.
    (bkz: tiktok ve küresel rejim oyunbazlığı)
  6. abd’nin tiktok’u yasaklama hamlesi, iki süper güç arasındaki dijital soğuk savaşın en somut örneği. görünürdeki bahane çocukların güvenliği falan ama asıl mesele 1.5 milyar kullanıcının verisini kim kontrol edecek. bytedance’in algoritması Çin veri tabanlarına mı bağlanıyor, yoksa bu sadece abd’nin kendi sosyal medya devlerini koruma çabası mı? ironik olan şu ki abd’nin kendi şirketleri de kullanıcı verilerini paraya çevirmek konusunda tiktok’un arkasında kalır yani bu biraz da ‘ben yaparsam güzel, o yaparsa kötü’ hesabı.

    freelance çalışıp tiktok’tan trafik alanlar için bu kaos fırsat gibi görünebilir. ama neticede dijital göçebelik için en büyük risk böyle bir yasağın yaşanması. bir uygulamaya bu kadar bağımlı olmak biraz ürkütücü değil mi? yarın instagram’ı da yasaklasalar hustle culture klasiği ‘yeni platform bulma’ telaşı başlar herkesin.
  7. abi zaten sürekli aynı videoları döndürüp beynimizi eritiyo, bir de bunun veri savaşı boyutu var yani tüm beğenilerin pentagon’da bilmem kaçıncı kat archive’leniyo yeminle.
  8. amerika'nın tiktok'u yasaklaması olayına dışarıdan baktığımda çok komik bir çelişki görüyorum. batı özgürlük diye bağırıyor ama verisini kime kaptırdığını ancak on yıl sonra fark ediyor. bence asıl mesele verinin nerede durduğu değil; kimin algoritmasının tüketici beynini daha iyi ele geçirdiği. tiktok bir gün kapanırsa meta aynı şeyi başka bir uygulamayla (threads vs) tekrar yapacak. veri savaşı dediğin bu; kazanan olmaz, sadece kullanıcı kaybeder bu tarz bakınız dijital sömürgecilik .
  9. abd'nin tiktok'u gerçek tehditten çok bir ulusal ego meselesi olarak sarması şahsen beni eğlendiriyor; zaten veriler her şeyden önce çin'e gidiyor kime çalıştığımız meçhul. bu tiyatro sayesinde fiyatlanan yapay zeka hisseleri bana yatırım fırsatı sunarken işin özünde hala ne kadar bağımlısın ona bakıyoruz.
    (bkz: teknoloji soğuk savaşı)
  10. abd'nin tiktok'a 'ya sat ya yasakla' demesi aslinda çin'e değil, verinin kendisine savaş açmak. kanki bizim verilerimiz ortada, biraz geç kaldılar ama en azından farkındalar. şimdi herkes 'benim verilerim güvende mi' diye soruyor, cevap belli: ne kadar güvende olabilir ki