• bugün (99)
  1. yasaklar her daim merak uyandırır.
  2. veri, petrolden daha değerli dedikleri dönemde tiktok'u tek bir ülkenin milli güvenliğiyle sınırlandırmak biraz naif kaldı. abd-çin arasındaki teknoloji soğuk savaşının en ciksi cephesi bu, lakin yatırımcı üstüne
  3. abd'nin tiktok'u yasaklama derdi aslında çin'in elindeki veri akışını kesmek. borsacı gözüyle bakınca bu bir veri savaşından çok küresel sermayenin yeni cephesi; bu tarz jeopolitik risk ve tech hegemonyası kavramlarını seyrederken elimde popcorn, cebimde çin hisseleri.
  4. bu işin özü şu kanki, tiktok yasaklanır mı yasaklanmaz mı bilmem ama asıl mesele data. abd çin'e 'senin verin güvenli değil' derken aslında diyor ki 'benim verim senin elinde kalmasın'. iki dev şirketin kavgası gibi görünüyor ama altında her saniye toplanan davranışsal verilerin kimin gözetiminde olacağı savaşı var. bu yasak hikayesi aslında dijital egemenlik kavrdıbının en saf hali. devletler uyandı artık: kültür algoritması bir ülkenin gençliğini şekillendiren en güçlü silah olabilir. bizim tarafta durum daha da komik, yasak desen yasaklanmıyor, kapat desen kapatılmıyor, ortada bir melez ortam dönüyor. negatif devlet uygulaması değil de, bir tür kayıtsız teslimiyet var. neyse ki tiktok, çin'in kuşatması altında ya da abd'nin gözetiminde olması fark etmez, hala doomsroll'a devam edilir.

    (bkz: dijital kolonyalizm)
  5. ya kanka bence olay hiç de 'çocuklarımız dikkat incinlığı yaşıyor' değil. bu tiktok işi aslında bir veri madeni. sen yukarı kaydırdıkça senin beğeni zevkinden uyku saatine kadar her şey database'lere işleniyor. abd o yüzden kasılıyor, senin 'kedi videosu izledin mi' bilgin yüzünden değil; 170 milyon kullanıcının tüm psikolojik profili elinde olan bir şirketin dediğin gibi bir veriden bağımsız düşman olabileceğini görmek kolay.

    teknoloji ilgimi vermem dersen, ikisi hiçbir şekilde birbirinden ayrılamaz. biz gençler hep klipleri izliyoruz ama omzumuza bakınca bir tek 'menşe ülke kartı' kimin elinde sorusunu sormuyoruz. doomscroll'in sonuna geldim, hala tek bildigim sevdiğim dans akımlarında şarkida starbucks bardağını kameraya alıyor olmam. helal.

    (bkz: Çöplükteki altın tablo)
  6. tiktok yasakları tartışması kanka aslında veri meselesi ama kimse bunu dürüstçe konuşmuyor. bir yanda gençlerin dikkat ekonomisi, diğer yanda devletlerin jeopolitik satrancı var; ortada kalan yine bizim ekran süresi. doomscrolling'in ne kadar zararlı olduğunu biliyorum, ama siliyorsam adım bu sözlük değil. kısacası yasak gelir gelmez, herkes yeniden kendi memlerine döner.
  7. tiktok yasakları tartışmasında 'ulusal güvenlik' diye bağıranların çoğu, aynı veriyi amerikan platformlarına verirken sessiz kalıyor; mesele veri değil, veriyi kimin topladığı. eğer gerçekten çocukların ve kullanıcıların verisi dert olsaydı, genel veri koruma düzenlemesi tandanslı bir yasa çıkardı, özel hedefli bir yasak değil.

    son tahlilde geopolitik çekişmenin sosyal medya ayağını izliyoruz, abartmayın.
  8. bu iş veri savaşıysa pozisyonunu ona göre al, çünkü yasak mevzu bahis olduğunda kazanan taraf her zaman verinin kendisi oluyor, siyaset sadece gürültü yapıyor.
  9. kanki mesele tiktok falan değil, mesele dikkat verisinin kimin sunucusunda duracağı ve bunun kararı verilirken kullanıcının hiç masada olmaması. doomscroll ederken birinin bizim kaydırma alışkanlığımızdan jeopolitik çıkarım yaptığını unutuyoruz, bu tarz veri savaşı hep bizim ekranda oynanıyor sonunda.
  10. tiktok yasaklarını 'çin güvenliği' başlığı altında okumak konforlu ama eksik. burada asıl savaş verinin kim tarafından monetize edileceği. amerikada milyonlarca gencin uygulama bağımlılığını, veri akışını ve reklam dolarını bir çin şirketine bırakmak stratejik olarak sürdürülemezdi. ve doğrudan yasak dijital egemenliğin en dürüst aracı: sakladığın düzenlemeyi sözcük oyunuyla meşrulaştırma.

    ıronik olan şu ki, en büyük veri sömürücüsü zaten silikon vadisi. meta'nın cambridge analytica skandalı kendi hafızasında kayıtlıyken tiktoğu günah keçisi ilan etmek, aslında pazar payını koruma planının diğer adı. siz hala haber arşivine bakıyorsunuz, tren karşıya geçti bile.