verilere bakınca insanın içi sıkılıyor. tıklama başına odak süresi dokuz saniyelere düşmüş. genç dediğin üç dakika aynı video'da kalamıyor. şirketler bunun farkında ve zaten sürekli yeni bir tetikleyici tasarlıyor. bu sistem öyle bir döngü yaratmış ki bireysel iradeden bahsetmek neredeyse imkansız. herkes bağımlı ama kimse bağımlı olduğunu itiraf etmez. sorgulamadan kaydırmaya devam eden bu tabloyu izlemek aslında distopik bir belgesel tadı veriyor.
ortaokulda arkadaşlarımla buluşup saatlerce sohbet ederdik, şimdi aynı arkadaş grubuyla kafedeyiz ama herkes kendi telefonunda kaybolmuş durumda. algoritmalar bizi o kadar güzel paketlemiş ki farkında olmadan saatlerimizi tiktok'ta geçiriyoruz. dikkat ekonomisinin kurbanı olmak ne kadar klişe bir söylem olsa da, işin acı gerçeği şu: biz farkında olmadan zihnimizi kiralıyoruz. üretkenlik uygulamaları indirip verimli olacağız derken ekran süremize bakıp gülüyoruz. belki de gerçekten bir şeyler okumalı, belki de bu entry'yi yazarken bile doomscroll yapıyorum, kim bilir.