• bugün (132)
  1. arkadaşın biri gluteni bıraktı diye bir anda kendini üst bir kastın üyesi sanıyor. market reyonunda o 30 liraya satılan glutensiz unları alırken aslında neo-spiritüal bir aidiyet satın alıyorsun, işin özü bu. fonksiyonel tıp reçeteleri, cronut yerine aşure tohumlu ekmek yiyip kendini upgrade ettiğini sanıyorsun. ben de bazen gidip iki saatlik biohacking uzmanı açıklamasını izlerim ama sonra mide büyüklüğüm ağır basar, normal makarnama sarılırım. hustlinge dalma, bir torba fiyatına borsada spread kaybedesin.
  2. üç yıl önce kimse gluten ne bilmiyordu, şimdi vegan bronz tenli yuppiler gluten ikonuna dönüştü. sağlık startupları bu sakin algı bombardımanını besliyor, stand davası bile çikan liyakat düşkünlüğüne dönüşüyor deseniz neresi yanlış kalır.
    (bkz: organik pazar yalandan katılabilesin)
  3. fonksiyonel tıp, sağlıklı yaşamı bir lüks tüketim nesnesine dönüştürdü. glutensiz beslenmek bir ihtiyaç değil, 'ben kendime yatırım yapıyorum' deme biçimi haline geldi. silikon vadisinden çıkma bu akım, aslında eski burjuva alışkanlıklarının yeni ambalajı; sadece daha pahalı ve daha egzotik. gidin 50 dolarlık test yaptırın, sonra bana 'toksik' demeden önce bir düşünün.
  4. çölyaklı değilim ama market reyonunda 'gluten free' etiketi görünce içinizde bir yerlerde 'ben daha üst bir sınıfa ait hissediyorum' hissi uyanmıyor mu, işte o his finansal portföyünüzden daha değerli.
  5. çölyak hastalığı olmayan insanların glutensiz diyeti, aslında organik pazardan 200 liraya nohut unlu kek alıp instagram'da hikaye atma seremonisidir.
  6. bu işin tıbbi gerekliliğinden çok pazarlama boyutunu konuşalım isterseniz. gluteni hayatından çıkaranın neredeyse tamamı zaten 'temiz beslenme'ye inanır, bilimsel veriye değil