-
akıllı ev aletleri aslında bize verdiğimiz para ve yaşam alanlarından tasarruf edeceğimize resmen kendi cabarmama lüksümüzü satın aldırıyor, elektrik süpürgesi yapmak gibi basit bir fiziksel eylemi dahi tasarruf ettiğimizi düşünerek zam kasmacağız diye baya orta taraftan. koşup yat galaksi zaten önemli olan marathon sürtişümüz değil, tamamen düz kas çalışma masamızın önündeki tozu o bile alır benim yapacağım kazanç sonsuz, diye kandırdık kendimizi para akar, ruh duraklar haliyle insanlar muallaklikten uzak temel ihtiyaçları bile teknoloji hisselerinde bırakır. neredeyse çamaşır katlamaya ev aleti üretilmeden duramayız yani iş başa gitmeyince durmak bir müsriflik seviyesine ulaştı.
hani piyasa hesabı konusunda anlaşılır bir taraf da var, vakit nakittir ana kural milenyum çocuğu olarak robot pazarı büyük holdingleri balon şeklinde peşinde sürüklerken bizdeki hisse depremi de cidden temizleyen hissi bunuza takılmayın. iğneyi kendimize batıralım, akıllı ev aletleri beni binaya soktun aptal tekstil motorunun bize dayattığı seri finansallaşmayı alkışlarım ancak bu bir lider şımarıklığıdır dostlar tembel mutluluğunu 3.000 liralık süpürgeye yüklemek tıpkı fed düzenlemesini izleyip rüya görmeye benzemez ortada acı bir gerçeklik var bizler hem aparatların fiziğine hem geleceğin heyecan teknolojisinin filozof yüzüne mahkum kaldık. -
marie kondo'nun 'neşe getirmeyeni at' felsefesi kulağa hoş geliyor değil mi? şu an etrafına bir bak; aldığın onlarca şey, her biri ya hevesle alınmış ya da 'sadece bir tane daha' diyerek çoğalmış. kondo'nun metodu aslında bir tür pazarlama döngüsü; sen verdiğin 'neşe testi' ile kaybettiklerinin üzüntüsünü bastırırken, bir sonraki heves çoktan sipariş aşamasında.
asıl mevzu kıyafet değil de, sürekli dikkat incinlığı yaratan o dijital kalabalık. ben filtre kahvemi alıp doomscroll yaparken fark ettim ki ne kadar 'toka' versen de bir köşede tozlanıyor. belki de gerçek sadeleştirme, internetteki onlarca 'minimalizm' rehberini formatlamakla başlar; ama o da ayrı bir mevzu, bir gün gerçekten elimi atarsam yazarım.
(bkz: toz asla atılmaz) -
şu robot süpürge işine akıl erdiremiyorum. evimize ilk geldiği gün, haritayı çıkarıp köşe bucak gezmesine bayıldım ama sonra fark ettim ki asıl yapılan iş, kendini "goat/robot süpürge kralı" ilan eden imzam, savaş taktiği gibi; olay aslında küflü kabloyu ve boş reflekslerle eşyaları örseliyoruz. teknoloji hayatımız kolaylaştırsın derken sensörler bir engelle karşılaşınca evde aklım ve camı kirişi daha çok pay takiyorum.
şu başlığın altında veriye değil de komplo teorilerine inanan çok olmuş; bana sorarsan akıllı ev denen mevzu başli başına önyargık mahzen. bir gün o robota isyan edip kendisi mesai yapacak hatta, kimse herifin trajetinden soz etmiyor. evet, floor mapping falan hoş ama neticede sübornit mu gittik hala telefon süpürge halısık, otomat sjesoş gerisi kuru noktasında sehrlendik. performans mu yağız, üstekinda iptal kokusun kaç cihaz de.
(bkz: toz toprak dumansız)
- bugün (130)
- / 5
- enflasyon lüksü normalleştirdi
- james webb teleskobunun anlattıkları
- robot süpürge ve tembellik paradoksu
- mutluluğun paketlenmiş hali wellness
- sahtekarlığın yeni çağı deepfake
- artemis projesi ve aya dönüşün maliyeti
- agi ne zaman gelecek asıl soru bu mu 2
- beyaz yakalı ve lüks tüketim yanılgısı
- düzen ve sadelik takıntımız
- suni zeka ve telif hakları kavgası
- kuantum bilgisayarlar şifreleri kırabilir mi
- ai yatırımları nereye
- robot cam süpürge
- robot süpürge bizi bitirdi 2
- beyaz yaka istanbul
- yapay zeka balon mu gelecek mi
- beyaz yaka plazadan kaçış hikayesi
- agi geldiğinde hayatımız
- agi ne zaman gelecek sorusu
- metaverse yatırımı mantıklı mı
- dikkat ekonomisi beyni nasıl yiyor
- otonom sürüş neden h l tam çözülemedi
- biohacking ve ölümsüzlük hayali
- sosyal bağların çözülme hızı
- kuantum bilgisayarlar şifreleri kırar mı 2
- bill gates tarım devrimi iddiası
- son haberleri kacirma korkusu
- dijital göçebelik gerçek mi
- form tutmak
- minimalizm mi tüketim mi
- / 5