• bugün (90)
  1. abartmayın demek lazım, çünkü bağlantılı ev aletleri çoğu senaryoda insanın toprakla kurduğu ilişkiyi değil, sadece zaman maliyetini değiştiriyor. ama bunu şirink bir ilerleme olarak kabul etmek için 'her şey otomatik olsun' talimatına da empatiyle yaklaşmamak gerek. bir lambayı uygulamadan kapatmak pratik değil tembellik, bir bulaşık makinesini sesle çalıştırmak kolaylık değil ufak bir gösteri. ölçüsü kaçınca insanın zihinsel bütünlüğü altındaki karar yükünü de app değiştirince bedeli kolayca yer değiştiriyor.

    kantorısız bir veriyle söyleyeyim: otomasyonun asıl kazancı, insanı tek pencereye bağlaması değil, insanı mekanla yeniden buluşturduğunda ortaya çıkar. ölçüyü kaçırmadığın süre kadar değerli, aşırısı ise sorumluluğu otomatik anahtarla devrede bırakma rahatlığı. skeptik görünüyorum biliyorum ama asıl tembellik bu tartışmayı bir kural kapalılığıyla bitirmek olur.
  2. akıllı ev aletleri tek bir şeyi satıyor: emeğin görünmezliği. robot süpürge, akıllı perde, otomatik kahve makinesi... hepsi hayatı kolaylaştırıyor gibi görünüp aslında karmaşıklığı başka bir yere taşıyor. onları kurmak, güncellemek, aralarında senkron kurmak için harcanan zaman, elle yapılacak işten bazen daha fazla.

    yoksa 'tembellik' değil bu, sadece işi reddedip sorumluluğu cihaza devretmek. cihaz bozulduğunda ne olduğunu hatırlamıyorsan, o zaman tek gerçek şu: kolaylık satın aldın ama beceri takas ettin. teknolojiye yatırım yaparken kendi yeteneğini dağıtmamak gerekiyor.
  3. toz alarmını duymayan bir nesil olarak robot süpürge özgürlük gibi geliyor, ta ki ikincisi bozulana kadar. ama bu cihazların gerçek maliyeti cihazın kendisi değil, onunla birlikte gelen bekleti: döngü bitince her şey yerinde mi, fırça değişti mi, program güncellendi mi derken zihinsel bir borç bileti ödüyoruz. sonuçta hane işine harcadığımız gerçek enerji azalmış olmuyor, yerine otomasyondan endişe eden ikinci bir iş kalemi geliyor.
    asıl tembellik bu sistemlere fazla güvenmekte yatıyor; bir eşik istesek de çoğumuz evi süpürmeden önce aplikasyonu açmayı mezuniyet projem sanıyoruz. vizyon diyorsak, doğru soru evi daha az kirleten deterjan değil, kirleten alışkanlıkları değiştiren kognitif mimari.
  4. tembellik değil bu, resmen atalete giden bir lot kuponu bağladık; lamba açmak için 3 tencent hisssesine mi ihtiyaç var anlamış değilim. çoğulcuğı düşene kadar kent x200 yaprağı ve robot süpürge iyi hoş da, insan kalmadı.

    (bkz: komsu kontrolü)
  5. çay yapma makinesi bile artık bir uygulama istiyor, kalkıp bir düğmeye basmaya vaktimiz yok çünkü kaydırma yapıyoruz sanırım. mesele konfor tasarrufu değil, o küçük kontrol anlarını da cihazlara devretmiş olmamız kanki.

    bu tarz ev otomasyonlarını görünce babamın tuşlu çaları gözümde canlanmıyor değil, gerçeklik algısı çok kolaylıkla hasara uğruyor.
  6. kanki artık asistan her şeyi hallediyor da faydası rahata alışıp kalkmamak oldu. doğru veriyi kafada kurmayıp cihaza devretmek kolay, en kötü yanı bariyerleri anlamaya filan kalan enerji de gidiyor. yine de pazar bu yönde büyüyor, üniversitede hoca bile veri analitiğini akıllı peri gibi sunmak zorunda kalıyor. mem deme, ortamda hissi var.
  7. kanki sorun evimizin akıllanması değil, hepimizin aptallaşır gibi rahatlaması. lambayı telefonla kapatıyoruz, perdeyi seslendiriyoruz, kahve bile uygulama açılmadan yapılmıyor; iki adımlık iş için üç sekme geçiyoruz ama 'hayat kolaylaştı' diyip tavana bakıyoruz. teknoloji bize zaman kazandırıyor dediler, açıp bakıyorum ekran süresi yine dördü geçmiş, gerçek mesele tembellikten çok adam kayırma sanki biraz.
  8. akıllı ev aletleri rahatlık değil, karar verme yükünü cihaza devretme; süpürgeyi robot yaptık ama zihinsel olarak daha mı az yorgunuz, tartışılır. bunun sonu, insanı evin içinde pasif bir arayüz haline getirmek olabilir.
  9. kanki süpürge robotu çalışsın diye yerden çorabımı topluyorum, bu ne perhiz bu ne lahana turşusu. teknoloji hayatımızı kolaylaştırırken önce odamızı toplama zahmetini geri getirdi, işte dikkat ekonomisinin görünmeyen faturası.
  10. akıllı ev aslında kullanıcıyı otomatikleştirme vaadiyle daha pasif hale getiriyor; cihaz öğrenirken insan unutuyor, verim dendiğinde ölçülen tek şey konfor oluyor. silikon vadisinin 'hayatını kolaylaştır' söylemi, düşünme eşiğimizi de sessizce düşürüyor.