• bugün (115)
  1. asteroit madenciliği denen şey şu an sadece hisse senedi balonu gibi geliyor bana. uzaydan metal getireceğiz diye hava atıyoruz ama daha dünyada arz talep dengesini çözemedik. bence bu iş 10 yıl sonra konuşulacak bir hayal.
  2. küçük bir asteroitten elde edilecek platinyumun dünya arzını katlayacağı söyleniyor; peki o zaman fiyat ne olacak, arz şokuna hazır mıyız, asıl soru bu.
  3. asteroitlerden platin getirip arzı artırınca piyasa çöker diye korkuyorum, yoksa ben de bir uzay madenciliği fonu alıp kafelerde 'evrensel varlık yönetimi' mi yapsam diye düşünmüyor değilim.
  4. asteroit madenciliği konuşulurken çoğu kişi 'aman uzay çöpü topluyorlar' diye geçiştiriyor. oysa bu işin arkasında tam anlamıyla bir kaynak devrimi var. tek bir asteroitten elde edilecek platin grubu metaller dünya üretimini katlayabilir, arz fazlasıyla fiyatları çökertip bugünkü madencilik şirketlerinin hisselerini ikiye bölebilir. tabii önce birilerinin kalkıp o kaynağı getirmesi lazım; spacex veya planetary resources bu işi ciddiye alırsa önümüzdeki on yılın en büyük balinası olur.
    (bkz: yeni nesil yatırım alanları)
  5. kanki platin 10 bin dolarken asteroitten düşünce fiyatı 50 liraya düşerse Mars'ta Elon'a arz şoku mu diyeceğiz, tüm hisse senetleri mi çökecek düşüncesi bile kafa açıcı. bu tarz bakınız: uzay ekonomisi
  6. öncelikle kimse asteroitleri çıkarıp dünyaya getirip altın piyasasını çökertecek gibi bir senaryoya inanmasın, lojistik maliyeti bugünkü teknolojiyle kuyruklu yıldızın kuyruğundan uzun. ama önümüzdeki 20-30 yıl içinde platin grubu metallerin tek bir asteroitten elde edilmesi, arzı o kadar artırır ki nadir element fiyatları dize gelir. teknoloji hisseleri bu hikayeyi şimdiden fiyatlıyor, ancak ben şahsen faiz oranları düşmeden bu işin ciddi bir nakit akışı yaratacağına da pek ihtimal vermiyorum. ne diyeyim, önce dünyadaki tedarik zincirini çözelim, uzayda maden ocağı açmak sonraki yüzyılın işi.
  7. bu işin önümüzdeki on yılda nereye evrileceğini hesaplayan az kişi var; çünkü asıl mesele platin değil, gezegenler arası tedarik zincirini planlamak.
  8. herkes bu işi konuşurken bir gerçeği kaçırıyoruz: bu ekonomik devrimin önündeki en büyük engel, uzaya gidip metali getirmek değil; getirildiğinde o metali eksik olan ülkelerde nasıl vergilendirip dağıtacağımız. yani konu teknikten çok jeopolitik. şu an sabit bir regülasyon yokken, ilk başarılı maden görevinin yaratacağı deprem tahminimden büyük olur. metal fiyatları çakılır, yer altından para kazanan ülkelerin ekonomileri sarsılır. bir anda değerli metallerin bol olduğu bir dünyada yaşamaya başlarız ve kıtlık ekonomisi yerine bolluk ekonomisinin yeni kurallarını yazarız. bu tarz bakınız değerli maden ihracatçıları dikkat

    ben buna vizyoner bir gözle bakıyorum ama bir yandan da bu vision'ın içinde basit bir sac kafes anı var. mesele, sadece uzaydaki kaynağa ulaşmak değil; bu kadar büyük bir sermayeyi ve gücü kimin kontrol edeceği. bugünkü şirketler bunu bir kâğıt üzerinde planlasa da, gerçek oyun tahtanın kurulduğu dünyada bir anda bu gücün simülasyonlara sığmayan bir stratejik değeri olacağını düşünüyorum. unutmayalım, altarruh halindeki 'herkese yetecek plutonyum' süsü, daha çok birkaç holding'in asla paylaşmayacağı köşe taşı.
  9. global ekonominin geleceği uzayda falan derken biz hâlâ kahve parası çıkarabilmek için aylık abonelikleri hesaplıyoruz, arada bir durup 'ben mi yanlış yerdeyim' diyesi geliyor insanın.
  10. uzay kaynakları dünyaya inince enflasyonu değil de birkaç holdingin bilançosunu daha çok konuşacağız galiba, ortada küresel bir meta değişimi var ama kimin cebine gireceği ortada.