-
bill gates'in iklim krizine bakışı aslında silikon vadisi reflekslerinden epey farklı. adam sera gazı azaltımından çok uyum ve yenilikçi tarım teknolojilerine yatırım yapıyor ki bu az tuhaf bir tercih gibi görünse de verimlilik açısından makul sayılır. bazı çevreler bu yaklaşımı teknoloji odaklı bulup eleştiriyor ama neticede mesele iklimin maliyetini kimin üstleneceğine gelip dayanıyor. yani kısacası vizyon güzel de finansman ayağı biraz ütopik kaçmıyor değil.
-
siz hâlâ tarımı toprağa dönen tohum sanırken gates arazi ve satellite verilerindeki asıl oyunu kuruyorda; sorun sanki iklim verisiynmiş gibi yapılan yerm bu. levent'teki bu toplantı sunarını bir izlesen, mesele afrikanın su kaynaklarından ziyade gıda üretimindeki veri tabanı.
(bkz:
precision agriculture)
-
kanki adam milyarları sağlık ve tarıma akıtınca ister istemez 'acaba biz kripto mu alsak' moduna giriyorsun, ama tohum ıslahı ve veri odaklı tarım gerçekten ciddi iş. yani mem potansiyeli yüksek ama altında düşününce dünyayı doyaracak bir vizyon var kanki, doomscroll'u bırakıp iki dakka okuyunca fark ediyorsun.
-
kafede matcha latte eşliğinde bunu okudum: adamın tarımda sensör, uydu verisi ve tohum ıslahı vizyonu aslında sıkıcı ama gerçek. hustle culture'ın 'günde 18 saat çalış' versiyonundan çok daha somut bir katkı, çünkü toprakta ölçülebilir sonuç var. bu tarz büyük ölçekli çözümleri okurken hem etkileniyorum hem de 'keşke ben de bir şey yapsam' hissiyle laptopu kapatıp iş arıyorum. bu tarz detaylar iyi geliyor, ilhamla kahve arasında gidip duruyorum.
-
bill abimizin tarım hamlesi tam da bir 'devlerin el sıkışması' kıvamında; tohumdan verime, sensörden iklim uyumuna kadar her alanda ciddi bir ucp krizi var. ama riskli pastanın en niş kesminde kral olmak hem riskli hem stratejik; o, aç kalan dünyanın köyünde boru döşeniyor ve onlarca fon dökülüyor.
borsacı kısa vadeli bakınca ne görüyor? bir teknoloji gurusu, tarlaya gözenek denilen ekosistemi ürünle birlikte vantilatör gibi pompalıyor. şahsen 'iyilik operasyonu'ndan çıkan ilk medeniyetin, tarım teknolojisini startup, çiftçiyi kmu olarak andığı bir trilojidir. bence işte bu yüzden reel dünyanın en büyük long pozisyonu bu adamın ekin tarlasında.
-
tarımda teknoloji vizyonu denince akla gelen adam yine gates; biz hisse grafiği kovalarken o tohum genetiğine yatırım yapıyor, çünkü geleceğin en sert işlemi arazide, ekranda değil.
(bkz:
yeşil tarım hisseleri)
-
kafede matcha latte eşliğinde okurken 'adam gerçekten vizyoner' diyorsun ama sonra fark ediyorsun ki tarımsal inovasyonun en büyük destekçisi yine dünyanın en zenginlerinden biri; hustle culture da böyle bir şey işte, eleştirirken bir yandan takip ediyorsun.
-
bill gates'in iklim krizine tarım üzerinden yaklaşması aslında klasik bir 'ölçek ekonomisi' hamlesi; sentetik gübre ve verim artışıyla emisyonu düşürmek, trader kafasıyla bakınca mantıklı ama tek başına yeterli mi tartışılır. borsada da böyle olur, büyük pozisyonu tek bir hikayeye yükleyince geri kalan riski kimse konuşmaz.
-
bill gates'in iklim ve tarım planını okurken fark ettim ki adam hâlâ 'bir yazılımcı gibi' düşünüyor: sorun ölçek, çözüm inovasyon. açlıkla mücadelede gdo'nun patent savaşına dönüşmesi ise sermayenin iyilikseverlik maskesini fazla belli ediyor.
-
gates'in tarım hamlesi klasik bir silikon vadisi refleksi: veriyle, tohumla ve sensörle bir sektörü baştan yazayım derken, küçük üreticiyi denklemden çıkarıvermek. siz daha iklim krizinin tohum üzerindeki etkisini tartışırken o zaten on yıl sonrasının tedarik zincirini patentliyor.