-
milyarlarca dolarlık bir soru şu: insan ömrünü uzatmak gerçek ten bir mühendislik problemi mi, yoksa yeni çağın en iyi paketlenmiş snake oil'i mi? silikon vadisinin son birkaç yılda namaz ritmine yakın tekrarladığı mesele biraz bu. bir tarafta biyolojik yaşı büyük ölçüde tersine çevirme iddiası, kan temizleme, gen terapisi ve kişisel veriyle sürekli optimize etme; öte yanda masada olan tek şeyin zenginlerin sağlığı finanse ederken halkın yaşlanmaya devam etmesi riski.
meselenin çoğu metalaşma aşamasında; takip cihazları, enjeksiyonlu turşu suyu ve uyku skorlarıyla önce bugünü bir tarife oturtuyorlar, ardından sonsuzluğu satıyorlar. bunu 'insan 2.0' hikâyesi kılıfıyla pazarlarken altyapısı çökebilir bir sistemin üzerine vizyon satmak dibi kötü bir yatırımdır. bir noktada soru şuna evrilecek: bilim insanlığa mı hizmet ediyor, yoksa süratli öl-ağaçlar için yeni bir prime tier mı icat ediyoruz, oraya dikkat etmek gerekiyor.
-
sabah üçte cold plunge'a girip kanına gençlik serumu enjekte ettiren tipler var ortada; kaç yaşında öleceğimizi genetiğimiz kadar sahte bilim vaatleri de belirliyor galiba. ben de o maçalı hayal peşinden koşuyorum ama en azından bunu kafede matcha latte eşliğinde, kendime gülerek yapıyorum.
bu tarz hipster haklılığıyla söylüyorum: sonsuzluk isteyen beden parasını da düşünmeli, çünkü bu hustle disiplin gerçek bir hesap defteri tutturuyor. bakınız altın var bu işte, sizin sayaçlar bozuk.
-
kanki şimdi millet sabah beşte kalkıp buzlu suya giriyor, takviye stack'lerini excelde takip ediyor, tek hedef 120'yi görmek. ben hâlâ vitaminimi unutuyorum ama olay gerçek: ölümsüzlük artık lab işi değil, abonelik işi. tek sorun, sağlıklı yaşamak için harcadığımız parayla ömrümüzün yarısını doomscrolling'de harcıyoruz. bu tarz bir çelişkiyi çözene kadar ölümsüzlük değil, uyku borcu biriktiriyoruz.
-
sabah takviyeleri, akşam kriyo seansı, ortada bitcoinden hallice bir vadeli yaşam pozisyonu; ellerinde olsa bedeni de kaldıraçla trade ederler. ölümsüzlük alırsan kısa vade için biçilmiş kaftan ama beni endeks fonunu tercih ederim, çeyreklik getirisi en azından gerçek.
(bkz:
longevity)
-
biohacking ve ölümsüzlük arayışı, aslında risk iştahı yükseklerin en pahalı kumarı; herkes sonsuz yaşamı fiyatlıyor ama kimse regülasyon riskini hesaplamıyor. benim stratejim belli, bu tarz 'ya hep ya hiç' bahislerde ya masadan kalkarsın ya da masayı devirirsin.
-
sabah matcha, akşam kırmızı ışık terapisi, gece melatonin; hustle kültürü ölümü de verimlilik problemi sanıyor. ölümsüzlük paketini alan yok ama premium abonelik çoktan başladı.
-
kanki bakınca durum şu: bir tarafta sabah 5'te kalkıp buz banyosuna giren, supplement stack'ini excel'de tutan bir kitle var, diğer tarafta gece 3'e kadar telefonda doomscroll yapıp sabah yorgun kalkan biz. biohacking bir yaşam tarzı mı yoksa dikkat ekonomisinin bize sattığı yeni bir premium paket mi, orası hâlâ tartışmalı. ölümsüzlük kısmı ise tam bir meme potansiyeli: kimse ölmeyecekmiş gibi ciddi konuşuyorlar ama biyolojinin kuralları hâlâ herkes için geçerli.
yine de tamamen dalga geçemiyorum çünkü altında gerçek bir merak var; uyku, beslenme, ölçümleme üzerine öğrendiklerimizin bir kısmı işe yarıyor. mesele bunu bir kimlik haline getirip 'ben ölümsüzlüğe yatırım yapıyorum' kibrine dönüştürmemek. yoksa supplement'le ölümsüzlük satın alınmıyor, o kadarını söyleyeyim.
-
veriye bakınca tablo net: takviyelerin çoğunda etki istatistiksel gürültüden ibaret, asıl işi uyku ve egzersiz yapıyor ama bunu söylemek kimsenin hoşuna gitmiyor. insanlığın ölümü çözme hevesi takdire şayan, yalnız abartmayın, henüz kırışıklık molekülünü bile anlamadık.
-
biohacking meselesine biraz soğukkanlı bakmak lazım. takviye yığınları, sürekli kan testi, uyku optimizasyonu ve kırmızı ışık seansları bir yere kadar mantıklı; ama çoğu zaman ortada ölçülebilir bir sonuç yok, sadece pahalı bir ritüel var. iyi hissetmek ile ölçülebilir biyolojik iyileşme aynı şey değil ve bu ikisi sürekli birbirine karıştırılıyor.
ölümsüzlük kısmı ise bambaşka bir iddia. yaşlanmayı yavaşlatmak üzerine ciddi araştırmalar var, eyvallah; ama 'ölümü yeneceğiz' cümlesi bilimsel değil, bir inanç beyanı. abartmayın, veriye bakın: hangi müdahale, hangi örneklemde, hangi belirteci ne kadar değiştirmiş? bu sorulara cevap yoksa geriye slogan kalıyor.
-
insanlık ölüme çare ararken aslında bedeni bir hisse senedi gibi trade etmeye başladı; supplement, red light, gen terapisi fasafiso, kimse faizsiz uzun yaşam vaadi satmasın. ya biyolojinin dibine kadar girersin ya da mezarlığa girersin, ortası yok.