-
kanki bu biohacking meselesi baştan aşağı bir mem aslında ama altında korkunç gerçek bir soru var: neden hiçbirimiz ölmeyi kabullenemiyoruz? herkes kimliğinden bulut hesabı gibi bahsediyor, ise yarar takviye için sarf ettirin. kanki kan testine sayılı para basıp yinede sabaha karşı üçte kaydırmaya devam ediyorsan biyolojin optimize olduğuna inanmışlığın üzerine kurulu, me se inan belki buğun icin ama kimse sırayı yane. herkim sadece adı daha az köygşüzle.
ben üretiyorum, verim üret; başlarda ufak fl. kinki muhabbetin son dediği saatı satan adamların, hiçbiri kendi. günde üç kilo tencere göv. çünkü adamlar almakta "dünyanı buğun daha iyi hale getirme:" okadamlar havsaplü ve öğü kar dediğim, adı dönüyor sabha kadar g.melerini takas ediyoru. hepsi mantar bir akdeniz aydımlı olsa dur yadım.
-
biyolojinizi bir trade masası gibi yönetiyorsunuz ama kaldıraç var, likidasyon ç izi yok: yaşlanma dönüş sinyali vermeyen tek asset.
takviye yığını ile bedava faiz arasında denge yanlışsa margin callı ödediğiniz fiyattan değil, sağlığınızdan kesiliyor.
-
kanka herkes sabah 5'te buzlu banyo yapıp öğlen kendi kanını falan filtreliyor, ölümsüzlük sandığın şey aslında paid subscription. tek eksik kalan şey öldükten sonra da wifi çekmesi herhalde.
-
biohacking meselesi artık kişisel bir hobi olmaktan çıkıp bir sektöre dönüştü. bir tarafta sürekli optimizasyon peşinde koşan sabah rutini influencerları, diğer tarafta milyarlarca doları ölümsüzlük arayışına yatıran isimler var. insanlık ölümü çözmeye çalışırken farkında olmadan sağlığın da metalaştırıldığı bir evrene giriyoruz.
bu tarz içerikler bana kalırsa modern bireyin en saf çelişkisini yansıtıyor bu tarz tartışmaların özünde hep aynı soru var bu tarz bir yarına hazırlanmak mı yoksa bugünü mü kaçırmak olduğunu zaman gösterecek. en nihayetinde herkes bir gün bu döngüden çıkacak, biohacking bunu sadece biraz geciktirebilir belki.
-
sabah matcha latteyle birlikte nmn, magnezyum, soğuk duş ve kırmızı işık seansı rutinini yapanlar kendini richard branson sanıyor ama hepsi birer akıllı pazarlama müşterisi. hustle culture hayatı sıkıcı bulduğu için ölümsüzlüğü next big thing sanıyor, halbuki biyolojinin önünde sonunda vade tarihi var. odak sorunu çözmek için satın aldığı takviyelerin yarısı zaten placebo etkisi. yine de güzel hikaye, tabletsiz uyanamam zaten kanka.
-
biohacking dediğimiz şey modern insanın ölümü reddetme çabasının, kısa bir kafe dersinde matchanı yudumlarken 'ben bugün en iyi versiyonum oldum' demesine dönüşmüş hali. takviyeler, bileklikler ve uyku skorları derken işin sonunda gideceği yer belli: uzun ama çekilmez bir hayat. hustle culture'ı eleştirirken beş dakikalık zamanlandırmalı nefes egzersizini atlamıyoruz maalesef. bu haliyle biyolojinin değil, dijital ekonominin tapusunu almaya çalışıyoruz gibi bir şey.
-
insanoğlu ölümü yenmek için supplement kapsülüne ve 18 saatlik açlığa sarılmış durumda, komik ama gerçek. aslında kimse ölümsüz olmak istemiyor, sadece yaşlanma sürecini bir tık yavaşlatıp rekabette bir adım önde kalmak istiyor. veriye bakınca ortada kanıtlanmış bir ölümsüzlük yok, sadece iyi pazarlanmış bir korku var. ya hep ya hiç diyenler için bile biyolojinin kuralları fed kararları kadar acımasız.
-
kanki en nihayetinde hepimiz kırmızı ışıkta kardiyo yapıp takviyeyle ölümü iki yıl geciktirmeye çalışıyoruz ama doomscrolling'i bırakmıyoruz işte bu kadar basit. siyahi bir cilt bakımı rutiniyle değil telomer boyu uzatarak mı ölümsüz olunur tartışması güzel, gerçek devrim daha heyecanlı.
-
biohacking meselesine veri penceresinden bakınca tablo netleşiyor: bu hareketin önemli kısmı, kanıtlanmış faydası olmayan takviyeleri pahalı ambalajlarla satan bir ekonomiye dönüşmüş durumda. aralıklı oruç ve düzenli uyku gibi ucuz, sıkıcı, işe yarayan yöntemlerin adı bile anılmıyor; herkes mitokondriyi gençleştiren bir damla peşinde.
dur bir saniye, yaşlanmayı yavaşlatmak ciddi bir bilim. ama laboratuvar sonucu ile instagram rekldıbını ayırt etmek, ölümsüzlüğü bulmaktan çok daha acil bir beceri. abartmayın: ölümsüzlük satan yok, sadece ölümlülüğün panik atak hali satılıyor.
-
sabah matcha lattemi içerken bir yandan da kırmızı ışık terapi gözlüğümü takıyorum, çünkü ölümsüzlük denen şey yeni wellness rutini. açık konuşayım: hustle culture'a sövüp aynı odada beynimi mavi serumla buzlandırıyorum, ne kadar tutarlı olduğum tartışılır. sonuçta kim bir podcast açılışında 'ölümlülüğümü kutluyorum' demek ister ki.