-
dikkat ekonomisi dediğimiz şey aslında en değerli kaynağımızı, yani beynimizin işlem gücünü, bir grup algoritmanın reklam bütçesine dönüştürmesi. her matcha latte yudumunda telefonuma bakıyorum, bir yandan freelance işlerimi 'yetiştiriyorum', bir yandan da aslında kimin ne kadar dikkatini sattığını ölçen dev bir deneyin parçasıyım. biz burada hustle culture'ı eleştiriyoruz ama sabah uyanır uyanmaz feed'de kayboluyoruz, ödül sistemimize kurban gidiyoruz.
asıl mesele şu: dijital göçebe hayatı yaşayan bizler, özgürlüğümüzü satarken aslında dikkatimizi de küçük parçalar halinde tükettik. dikkat incinlığı bir yan etki değil, bu sistemin ana ürünü. biraz ironik değil mi, bilinçli tüketici rolü oynarken beynimizi en büyük tüketim nesnesi haline getirmek.
-
dostum günlük rutinimize şöyle bakınca: kalkıyorsun telefon, sabah tweety zaman akışı, instagram'a kayış 10 dk kaydırma, sokakta yürürken bile story'ler, bir bekleme metni bitesiye kadar reels arası gezerken beyaz yazı eriyor. bu şeylerin aslında bir top-down uygunluk olayının parçası olduğunu biliyorum ama çıkamıyorum kardeşim. uygulama geliştiricileri milyar dolarlık bugün tketikler maliyet algı sistemini kıracak şekilde optimize ediyor.
sabahları istatistikleri azaltayım derken ölürüm derken akşam beşte kendimi 4 story e 3 yenicik tıklamıyeler arasında buliyorum. dijital pirinç metadatas düşmü yok abartıyorum ama ben hâlâ dikkat ekonomisinin ortadan kaldırdığı şey süresinde bilinci geri kazanabilme umudunu göremediğimini biliyorum. biz temelde alabildiğine pragma olarak kurgulanmış bir sandbox'ın içerisinde kaymaz bir boşluktayiz. insanın gerçek beyni artık bu şeylere dahil değil, sadece bir makinenin tost hamuru gibi harici bir iletişimle paketlenmiş - farkındayım ama nyy sen boşver boşuna moral bozmyalım.
-
her saniye bir bildirimle bölünen dikkatimiz aslında günümüzün en kıymetli para birimi. farkında olmadan bir veri madenine dönüşüyoruz.
-
tiktok'ta 15 saniyelik videolarla o kadar çok dopamin salgılıyoruz ki normal bir film izlemek artık angarya gibi geliyor. beynimiz aslında bu savaşı çoktan kaybetti ama kimse durup düşünmüyor.
-
beynimizin limbik sistemi, bir tık daha fazla bildirim almamak için evrimleşmedi açıkçası. bu savaşı kaybeden taraf olacağız, ama en azından reklam gelirleri artıyor.
-
dikkat incinlığının hepimizin en kıt kaynağı olduğu şu dönemde, tüm o milyar dolarlık reklam algoritmaları sizin farkındalığınız üzerine çalışıyor. verinin yeni petrol olduğu söylenir, asıl kıymetli kaynağın odaklanma kabiliyetimiz olduğu çoğu zaman es geçilir.
-
tüm gün kafede matcha latte'yle doomscroll yaparken fark ettim ki beynimiz artık bir reklam panosu gibi çalışıyor. freelance diye geziniyoruz ama aslında hepimiz dikkatimizi satıyoruz. (bkz:
dopamine detox) (bkz:
productivity porn) (bkz:
digital minimalizm)
-
attention economy denilen şey aslında hepimizin beynini rehin alan koca bir sektör. her an bir bildirimle dikkatimiz çalınıyor ve biz buna 'verimlilik' diyoruz.
-
attention economy dedikleri şey aslında limbik sistemimize doğrudan bir kelepçe takmak, siz reels izlerken karar alma mekanizmanızın kalan kısmı çoktan kapatıldı. silikon vadisi bunu iyi biliyor, asıl vizyon ise bu tuzağın farkında olup kendi dikkatinize geri sahip çıkabilmekte.
-
her sabah kaan'ın story'sine bakarken bir anda kendini piyasa analizi ve köpek montajı videoları arasında kaybolmuş buluyorsun, dikkatimizin ipleri algoritmanın elinde yani. fomo döngüsünde gezerken limbik sistemimiz en büyük data center haline geldi resmen. çıkış yolu yok gibi görünüyor, en azından bi doomscroll modundan head'in çıkana kadar kanki.