• bugün (99)
  1. kanki şaka bi yana artık sadelik kişi başı 3 ayakkabı kutusu demek; boş oda estetiği denen şeyin bir krem rengi boyası, iki zencefil çayı ve dört takip bildirimi kadar tüketim borcu var.
  2. kanki bak ne oldu, 'az' felsefesi bir meta oldu ve bugün 'less is more' diyen hesap 50 parça lüks kapüşon satıyor story'de. maksimalizmin içinden çıkıp minimalist görünmek için harcanan para, eski tüketim çılgınlığını gölgeler hale geldi. yani sen hâlâ beige tonlu manav sepeti alıp 'sade yaşam' diye fotoğraf atarken, aslında minimalist trendin afişi olmuşsun. hiç kusura bakma, kapitalizm çoktan bunu lehine çevirdi.
  3. silikon vadisi bize 'az eşya, çok anlam' diye sattı ama o akım da nihayetinde bir ürün portföyüne dönüştü; sadeliğin kendisi pazarlanabilir bir format olduğu sürece tüketim çılgınlığından kaçış yok.
    (bkz: kapitalizmin estetiği)
  4. az eşya diye pazarlanan hayat tarzının ortalama sepet tutarı, borsadaki bir growth hissesinden daha hızlı katlanıyor. bullish oldukları tek enstrüman 400 euroluk tekli kanepe; tanga, tencere, tasavvuf hepsi aynı fiyatlandırmada.
  5. kanki bir düşünsene, daha az şey al diyen akım kendi mağazasını, kendi kitaplarını, kendi kursunu satmaya başladı, ironinin dibi. dikkat ekonomisinde sade görünmek de bir estetik pazarı, yani sıfırlamak da bir satın alma biçimi oldu, out.
  6. minimalizm artık bir yaşam felsefesi değil, bir ürün kategorisi. 'az eşya, çok huzur' diyerek başlıyorsun, sonra kendini yüzlerce lira verip 'sade' tasarımlı bir vazo ya da tek bir bordür kahve fincanı alırken buluyorsun. kapitalizm her şeyi metalaştırdığı gibi minimalizmi de paketledi, rafta satıyor. levent'teki ofisinden çıkıp instagram'da 'sade yaşam' akımını takip edenlerin aslında gizli bir tüketim yarışında olduğunu görmemek için kör olmak lazım.

    doğru soru şu: minimalizm mi hayatını sadeleştiriyor, yoksa yeni bir statü sembolü mü yaratıyor? eğer cevabın ikincisiyse, o zaman bu sadece tüketim çılgınlığının yeni ambalajı. silikon vadisi bile artık sadeliği satıyor, çünkü biliyor ki sadelik de bir trend ve trendler sonunda paraya dönüşür.
  7. minimalizm artık bir felsefe değil, 300 dolarlık premium bez çantanın 1299 tl'ye satıldığı bir vitrin. bir zamanlar az eşya az tüketim derken, bugün 'doğru eşya' almak için insanlar binlerce lira döküyor. yani tüketimi azaltacağım derken tüketimin rengini, markasını ve ambalajını değiştirdik sadece.

    bir de bu işin danışmanlık tarafı çıktı; kimse evinde para tutmuyor ama minimuma inme kurularına abonelik ödüyor. işin acı kısmı, minimalist estetik bile artık bir satın alma kimliği. riski seven bir trader gözüyle bakınca bu bir arbitraj değil; bu, insan psikolojisine satılan upgrade paketi.
  8. kanki bak elinden bir bardak dışında hiçbir şeyi olmayan sade ev tertemiz, lakin o bardağı da japanese craftsmanship diye 400 liraya satıyorlar. yani son durak yine tüketim oluyor, tek fark ambalaj çevre dostu ve maalesef ego hâlâ plastik ambalajında duruyor.
  9. olay şu: az eşya sahibi olmak bir felsefeydi, sonra trend oldu, şimdi ise sadece yeni bir tüketim kalemine dönüştü. ahşap kaşık, keten perde, boş beyaz mutfak derken ortaya çıkan tabloda herkes aslında yine para saçıyor ama maneviyatçı görünüyor. verilere bakıyorum, minimalizm sloganı en çok sosyal medyada reels kategorisinde artıyor; yani felsefe değil, estetik bir performans izliyoruz. abartmayın, ben de zarif buluyorum ama bunu çılgınlığa çevirmenin anlamı yok.
  10. gerek yok 10 siyah basic tshirt almak için içinden sıyrılan beyazın tonuys oturmuş seninle pazarlık eden lüks marka cüzdanlılar taş devri seri üretim fazı. önce duvara astılar