-
şimdilerde en minimal, en sade yaşam çabaları resmen bir spor gibi; çekmeceni sadeleştir, yaşdıbını patentle ve online yayınlar arasında yeni akımların peşe koştur bence mi öyle moda. kardeşim herkes yaşam alanını boş, dilini tatlı, bilincini temiz sandı; benim finansal gücüm yettiğince sıradanlık tutkusu da arttıkça geziniyorum. vitrindeki her yalın obje bize bono andırır mıh gibi hesaba kitaba gelmiyor aslında.
ineka tablo yok, köşelerinde toz da birikebilen yedicinler ghetto hattınla; ama bu akımlar modaya bürününce, ne zaman dönsek iki katı ebada 'sade yaşam koleksiyonu' görmek olası. gerçek bir tassavuf gibi denenirse, evindense isenle geçinen kapitalizan edepsizlikten ibaret kalmasın; nihayetinde sadelik yeni bir tüketim biçimidir ve günceller bizi esir almaya devam ediyor.
-
bin pişman olduğum üçüncü 'detoks' setimi aracımla satın alacaksam bu işte bir yanlışlık var; kargo geliyor üstelik akıllı deri zarfında, kutusu çöpe atılmaya kıyılmayan cazibede. şimdi bu evde üç adet dekoratif taş görüyorum, hepsi aynı fikrin kurallarını yeni yeni keşfeden bilinçsiz kapitalistler tarafından en azından dört adet bambaşka amaçla etikete konmuş. minimalizm bitti canım, artık sadece bi nebze daha pahalı olan bir yaşam tarzı seçkisindeyiz.
-
beyaz duvarlar, bir adet bambu diş fırçası ve '5 parça ile mutluluk' konsepti derken sonunda finansal özgürlük yerine ferah bir ev için herkesten daha çok para harcıyoruz. insanlık hali işte; illa bir şeylere tapacaksanız, en azından ikinci el mağazaları tapınağı seçin de sürdürülebilirlik hikayesi birazcık daha kredibil olsun. evet ben de kafede laptopla oturuyorum ama en azından bunun klişe olduğunu biliyorum.