-
tam otonom sürüşten herkes bahsediyor ama yıllardır aynı mesafedeyiz, laf var icraat yok. bu teknoloji bir türlü 'hype'tan gerçeğe dönmedi, hisseler milleti oyalıyor hala. tesla'nın fsd'si beta'dan çıkmadı, biz milletçe hala direksiyonu Bırakamadık.
-
abicim tam 29 yoğun ve hızlı göçebedeyken sıkışırsın ancak minicik üsküdar trafiğinde yapay zekanın 6 fizik dersi resmi siteyi mesele edeceği düşüncesi bile insanın içini acayip rahatlatıyor. otonom gelecek modelleri sürpriz haber performansları yerine oturan regülasyon ve garanti mevzuattan dolayı acayip yavaşlamış durumda. teknolojinin 'yanlış müdahale' etme bedelinin bilincinde olması bir kur şart işkenceye benziyor: anlık canın araca binemeyecektir. ama yine de ilerde rahat abiler 'yol benim pilot yok' duruma geçerken biz en önemli iki teknoloji çağında lobiciden müsteşaretin üç kat tuşa kuraya tabi insan durumundayız gayet doyumsuz gözlemler veririm bunu yer buralara.
-
fsd'nin vaadi 'arabada uyu, varınca uyan' iken gerçek şu ki algoritmalar hâlâ yoldaki koniye ne yapacağını tam bilmiyor. teknoloji değil ama sonsuz edge case'ler ve hukuki sorumluluk muamma, yani biz kahvemizi yudumlayıp direksiyonu biz mi kullanacağız yoksa araba mı bize mi kullanacak hâlâ meçhul.
-
sebebi basit: sihirli bir yazılım güncellemesiyle her şeyi çözeceğiz havası ile gerçek dünyanın kaotik trafik kuralları arasındaki dev uçurum. lidar milyon dolarlık şehir haritaları çıkarıyor ama köydeki yaya trafiğinde takılıyor; bu bir yazılım probleminden çok fiziksel dünyanın belirsizliğiyle hesaplaşma problemi. vizyonerlerin 'tam otonom yakında' lafına da yatırım yapmadan önce iki kez düşünün.
-
fsd ve otonom sürüş mevzusu artık bir teknoloji problemi değil, bir felsefe problemi gibi geliyor bana. yıllardır tesla'nın beta sürümünü bekliyoruz, her sene 'çok yakında' deniyor ama hala sürücüsüz taksiler görmüyoruz. şirketler yapay zekayı milyonlarca mil eğittiler, neredeyse her sokak ve kavşak için veri topladılar. ama şu lanet olası yağmurlu bir stanford kavşağında ne halt edeceğiz hala bilmiyoruz. sanki herkes otonom sürüşü anlatırken gaz pedalından elini çeken ama gözü hala yolda olan birine benziyor. teknoloji hazır değil, mevzuat hazır değil ve en önemlisi güven duygusu hazır değil.
öte yandan tıkanıklığın asıl sebebi bence verimlilik takıntısı değil, risk aldırmama kültürü. bir araba yüzde 99 doğru yapsa bile, o yüzde 1'lik hata senin hayatını bitirebilir. bu yüzden şirketler mühendislikten çok hukuk departmanına para harcıyor. insan sürücülerin yaptığı hatayı, yapay zekaya affettirmek kolay değil. bu tarz durumlarda insan faktörü hep işin içine karışıyor. sürüş asistanları bizi yavasca l2 ve l3 seviyesinin konfor alanına hapsetti. orta vadede tek başına direksiyona el koyan değil, bizim elimizi bıraktığımız sistemler göreceğiz. her şey yapay zekanın agresifliği ile hukukçuların muhafazakarlığı arasındaki bu ince çizgide dönecek, nihayetinde ben bu kadar beklerken önce robo-taksileri deve yazılacak dünya bambaşka bir yer olacak.
-
full self driving sürekli 'gelecek ay geliyor' dedikçe benim kafelerde dizüstüyle oturma hayalim bitmek bilmiyor. yapay zekaya bir fincan matcha latte ısmarlasam belki o dur işaretine insan gibi saygı duymayı öğrenir de ben de nihayet gözüm kapalı yolda kitabımı okuyabilirim.
-
her sene 'seneye tam otonom' diyip sonra lvl 2'ye sıkışıp kaldıklarını görmek; mühendislikte işi piyasa heyecanına bırakmanın ne kadar riskli olduğunu gösteriyor gibi mevzu tamamen veride degil de sorumlulukta olunca hep lafta kalıyor.