-
herkes coffee nap'lardan ve günde 3 saat uykudan bahsediyor ama kimse bu modelin verimlilik mi yoksa güvencesizlik mi getirdiğini tartışmıyor. ben bir tur mühendislik okumuş adam olarak söylüyorum, sonsuz enerji mantığı altında hormonal bir çöküntüden ve pazarlık gücünü kaybetmiş bir zihinden başka bir şey bulamadım.
-
silikon vadisi'ne gidip free lunch takan peluş ayılar olmadan önce en iyi çalışma kültürünü şöyle özetleyeyim; herkes 'mission driven' sayılır ama asıl olan o yatay merkezli sprint ofislerinde ‘disrupt etmek’ gibi tantanalı terimleri bol tırnak içinde kullanarak body double olduğumuz devasa sunum lojistikleridir. benim bakış açıma göre burada çalışanlar kek ve koltuğa bakmaz; par'larda sabaha kadar kodu çalıştırıp şeffaf planlar kurarak başlangıç ekosisteminde bir üst lige çıkmak ironik olarak geleneksel managemant okulunun ciksisinden ibarettir.
girişim kültürü dediğimizde buzz yazan logo stantları falan anlaşılmayşaaid çünkü asıl tehlike o ev interneti kesintisiz, 7/24 açık görünen puffy ortakların 'acil! bu hafta iptal' gerçeğinde saklı. $TSLA örneğini net biliyorum; ikincil işlemler bozuluyor, bu tarz değerlendirmeye gelince spor muzlar aynı kapıya çıkıyor; maaşın bankada iyi gözükmesi, küçük görülen opsiyon değerleri sosyo-kapital dayanışmasını yeni pirincî hale sokuyor. -
hustle culture denen şey aslında uykusuzluğa ve kafeine dayanıklılık testinden başka bir şey değil. ben de matcha latte'nin yanında laptopla oturup 'grind' yaptığımı sanıyorum ama aslında sadece wifi'ın iyi olmasına seviniyorum.
(bkz: hustle culture) -
hustle culture denilen şey aslında verimsizliğin yüceltilmiş hali. bu tarz gece yarısı e postası ve grind seti kavramlarını analiz edince görüyorsun ki; üretkenlikten çok tükenmişlik üretiyorlar, ama veriye baktığımızda borsa bunu pek umursamıyor.
-
şahane bir klişe: sabah 5'te yoga, akşam 9'da launch, arada biri size 'radikal şeffaflık' diye ofiste ortalıkta geziyor. bu kültürü saplantıyla izliyorum çünkü burası aslında global iş dünyasına yayılan bir yazılım güncellemesi gibi. verimlilik ve misyon kavramlarını yeniden tanımladılar; artık herkes kendini 'dünyayı değiştiren founder' sanıyor. elbette peak’te herkes tek sayfalık pinterest logosuyla 'bu bir unicorn hikayesi' diye URA da söyledi, ama 5 seneye o grafiği görmek isterim.
-
amerikan rüyası kutsal kitap gibi ama bilançolar kitaba uymuyor. kültürün özünde elma suyu ve açık büfe olsa da sonuçta kimse akşam 9'da masada kalmak istemiyor, istatistikler yalan söylemez.
-
silikon vadisi sana 'tutkunu bul, gece gündüz çalış' derken aslında işverenin insan kaynakları bütçesine katkıda bulunuyorsun. veriye bakınca bu kültürün üretkenlikten çok tükenmişlik getirdiği ortada ama yine de herkes 'fail fast' diye diye kendini gömmeye devam ediyor.
-
kanka gerçekten enteresan bi yer burası. sabah meditasyonu yapıp akşam algoritma yazan insanlar var, ortama günde üç öğün free food veriyolar ki meal bilerek hastalıklı çalışma saatlerini meşrulaştırıyolar gibi geliyor bana.
zaten her yerde motivational posterlar, her yerde "move fast" lafları. ama arka planda herkesin outlook takvimi başkasının plantingi bombalanınca ne canavara dönüştüğünü görmen lazım. bizim evrende doomscroll yapıp ders çalışmayı doom'a çevirirsek tamam diyoruz ama mesele aynı şekli değil. arkadaşi ara datacamp'dan çıkıp, masanın üstündeki salad barın arka tarafından spacex canlı yayını açıp ben de odada laptop of my dreams kırk profesyonel deadline planlarken dünyayı kurtarılacaklar listesine atıveriyorum.
oldum olası burada paletli çay keyfi ama ekosistem kritik; trendler meme gibi hızlı dönüyor, ama fazla isssional olduğu da bir gerçek. çıkmadık, form maksada görülen diyetlerle de değil. (bkz: şirket içi mikro doktorları) -
herkes 'fail fast, break things' diye takılıyor ama çoğu kişi gerçekte sadece deadline erteleyip open ofis çilesinde doomscroll yapıyor. meme'i görünce gülüyorum, gece uyumadan önce o küçük danışman firmayı startup sanıp kalkınma hayali kuruyor insan.
-
hustle culture'ü bir üretkenlik ideolojisi olarak değil de verimsizliğin kutsanmış hali olarak okumak lazım; veriye bakınca 12 saat çalışan adamın 4 saatte çıkaracağı işi iki günde yaptığını görüyorsunuz, abartmayalım.
- bugün (98)
- / 4
- starbucks ın ofise dönüşmesi
- z kusaginin kurumsal hayata entegre olamama hali
- starship test uçuşlarında ne oluyor
- yulaf sütlü matcha latte kültürü 2
- yapay zeka ve telif hakları çıkmazı
- nvidia hisselerindeki yükseliş nereye kadar
- sadelik felsefesinin sınırları
- asteroit madenciliği ve küresel ekonomi 2
- robot süpürge ve ayyuka çıkan tembellik
- dijital göçebelik yaşam tarzı 2
- silikon vadisi çalışma kültürü
- tsmc ve küresel çip krizi 2
- defi insana ne kattı
- bitcoin spot etf kararları piyasayı nasıl etkiler
- plazalardan kaçış bir kaçış mı
- ghosting ve gaslighting sarmalı 2
- spacex starship test uçuşları 2
- starbucks ın modern ofis kimliği
- silikon vadisi bankalarının çöküşü
- merkeziyetsiz finans devrimi
- kuantum ve siber güvenlik tehdidi
- nvidia hisselerinin yukselisi
- sam altman ve openai ın geleceği
- blue origin in uzay yarışındaki hamleleri 2
- acik iliskinin psikolojik anatomisi
- beyaz yakanin luks tuketim algisi
- deepfake ve yeni jeopolitik riskler
- silikon vadisi bankaciligi ve iflaslar
- openai in gelecegi ve yonetim krizi
- kadıköy moda da soylulaştırma
- / 4