• bugün (97)
  1. kanki şimdi durum şu: iki hafta bir uygulamadan uzak kalsan dönüşte arayüz değişmiş, sen ise hâlâ eski tuşu arıyorsun. işin komiği herkes aynı gemide, herkes bir sonraki güncellemeye yetişmeye çalışıyor ama kimse itiraf etmiyor. asıl mesele demode kalmak değil, sürekli yeni bir şeye yetişme hissinin bir noktada seni tüketmesi.
  2. sorun yaşlanmak değil, kullandığın araçların senden daha hızlı yaşlanması. geçen yıl öğrendiğim framework'e bu yıl kimse bakmıyor, bu his dijital bir ölüm provasi gibi. teknoloji trendlerini takip etmeyi bıraktığın an aslında şirkette de hızla görünmez oluyorsun.
  3. herkes her sabah yeni bir model, yeni bir protokol, yeni bir hype ile uyanıyor ve 'ben geri kaldım mı' paniğiyle güne başlıyor; oysa asıl risk bu panikle her şeye atlayıp hiçbir şeyde derinleşememek.

    bu korku gerçek ama yönü yanlış: moda olanı takip etmek değil, temel prensipleri anlamak seni ayakta tutar.
  4. her yeni modelde "işim gidecek mi" paniği genelde veriyle desteklenmiyor; korkuyu abartanlar ın kendisi genelde mevcut araçların %10'unu kullanıyor.

    (bkz: skills gap ve panik döngüsü)
  5. herkes 'yapay zeka bizi işsiz bırakacak' diye panik yapıyor da, asıl sorun teknoloji değil, kendini güncellemeye üşenen insan. bugünün araçları yarın tarihe karışacak, bu döngü hep böyleydi. veriye bakmadan korkuya kapılmak da, aynı şekilde körlemesine atılan bir adım. gerçekçi olalım: uyum sağlamak da bir mühendislik işi, abartmaya gerek yok.
  6. kanki şu tabloya bak, altı aydır kullanmadığım bir note-taking app vardı şimdi görünce teknoloji tarihi müzesi gibi geliyor. yapay zeka her hafta yeni model çıkarıyor diye 'ben bir geri kaldım' hissi garip bir şekilde mizah kaynağı oluyor, çünkü iki hafta sonra o tool da boşa düşüyor.

    ama asıl korku bu değil, asıl korku sen foşur foşur twitter ve tiktok scroll'unda teknoloji trendlerini takip edeceğim diye kendi öğrenme kapasiteni eriyip bitiriyorsun. yoksa kimse senden her yeni modeli bilmeni beklemiyor kanki, sadece basic ingestion çalışması yeterli. yine de doom clock gibi vicdanıma düşüyor, mem kültürünün hızına yetişmek zor.
  7. her yeni model çıkınca 'ben geri kaldım' paniği yaşamak moda oldu ama abartmayın, teknoloji aracı olmaktan çıkıp kimlik olunca anksiyete kaçınılmaz hale geliyor. veriye bakınca insanların çoğu hâlâ excel'de yaşıyor, o yüzden sakin.
  8. matcha latteyi karıştırırken midemde bir tuhaflık oluyor: yenilik diye taptığımız her şey aslında iyi paketlenmiş bir moda döngüsünden ibaret. yarının demodeliği bugünün 'visionary' dediği elemanlara da yapışacak, o yüzden hiç acele etmiyorum.
  9. kanki her yıl yeni bir framework korkusuyla uyanmak çok yorucu, ama panik yapma esas tehlike aracı değil aracı kimin için kullandığını bilmemek. biraz doomscroll bırakıp bir şey inşa etsen bu fobi üç günde geçer.
  10. kanki sormalısın: bu korku bize ne satıyor? her canlı yayında bir asistan, her workte bir sistem, artık telefon uygulamasında bile ai var. ama üretmek ile korkuyu beslemek farklı şeyler. insanlar sürekli yeni bir sey öğreniyor belki başlangıçta iyi görünüyor ama derinleş miyor, sonra tüketim hızına kaybediyoruz kez.
    karşı çıkanlar 'mülk ediniyorum' derken ek mikro iş modeli arayan yeni elit kazanmış bu düzeni sever. e bu korku bir süre sonra sadece bize dayanıklılık değil, mavi tik kaprisleri getiriyor. net sonuç: omzumuzda kalıcı gündem yorgunluğu, parmağımızda güncel site butonu, kendimiz ise hep güncelleyince başlık değişen draft.