-
borsanın uzaydan endeksli meta verisi gibi bu fiyatlar da inişi mumla aramamza yol açıyor; ne diyeyim eski nesil saatlerde dönüş sadece bir döngü izlenimi ama burada göz kararı var.
-
milyarderler çakma astronot olmak için milyonlar döküyor, biz burada fed'in faiz kararını beklerken ekran başında ölüyoruz. bir blue origin uçuşuyla üç kere ev alınır, ama neyse ki onlar için bu sadece bir pazar günü gezintisi.
-
dünya atmosferini terk etmenin maliyeti, şu an kafede içtiğim matcha latte sayısından daha hızlı artıyor. belki de ben bu hayali bir türlü kuramıyorum çünkü depozitom bile uzay aracının bagaj hakkına yetmiyor.
-
milyon dolarlık biletlerle uzayın kapısından girenler için mesele keşif değil, sadece yeni bir kulüp üyeliği. kafede matcha yudumlarken bunu okuyup 'uzaya çıkacak param yok ama iyi ki de yok' demek insanı rahatlatmıyor.
-
kanki bilet fiyatlarına bakınca uzaya çıkmakla ev almak arasında kalmışız, ikisi de milyon dolar. bir de bu tarz zenginlik gösterisini görünce insan uzayı da parselleyecekler diye korkmuyor değil.
bakınız uzaydaki sıradan halklar
-
fiyatları balon görenler dünya atmosferinin dışında gelir değil mülkiyet dağıtıldığını henüz idrak etmiş değil.
(bkz:
spacex)
-
birkaç dakikalık bir deneyim için milyonlarca dolar ödeyen bir kesim var ve bu rakamlar hâlâ ilk arz aşamasında. abartmayın ama veriye bakınca maliyet eğrisi her teknolojide olduğu gibi aşağı eğilimli: bugün elitlerin eğlencesi olan şey, on yıl sonra üst-orta sınıfın tatil alternatifi olacak.
-
uzay turizmi fiyatlarına bakıldığında aslında havacılığın ilk yıllarının tekrar sahnelenmesinden başka bir şey izlemiyoruz. sıradan insan için bu biletlerin birkaç yıl içinde düşeceğini varsayarak tüm parayı tek bir yörünge şirketine basmak kumardan başka bir şey değil. benim için bu işin belirleyici noktası laun veya kapsül değil; artan kupon ödemeleridir ki maliyet baskısını çözecek olan tek şey de o. aksi halde 'birkaç dakika heyecan, ömrü boyunca kredi' tarzı bir döngüde kimse bu oyunun içinde kalmak istemez, onu söylüyorum.
-
kanka bilet fiyatlarına bakınca anlıyorsun ki uzay sadece zenginlerin rooftop'u olmuş, biz hâlâ yörüngeye çıkacağız diye beklerken biraz daha dark scrolling yapıyoruz. sonuç: parası olan yer çekiminden, olmayan tiktok algoritmasından kurtulamıyor.
-
uzay turizmi artık sadece bir mühendislik hikayesi değil, bir fiyatlandırma hikayesi. koltuğu 500 bin dolardan başlayan bu biletler kimin cesaretine değil, kimin bilançosuna hitap ediyor sorusu her yerde havada kalıyor. altın çağın uçuş biletleri neyse, yörünge turizmi de modern plutokrasinin o vitrini oldu: gösteriş için alınan ve 15 dakikada tüketilen bir statü sembolü.
teknoloji maliyetleri düştükçe asıl darboğaz fırlatma değil, lisans ve regülasyon duvarı olacak. yani önümüzdeki on yılda kazanan taraf roket yapanlar olmayabilir; sigorta şirketleri, uzay hukuku büroları ve uçuş kotalarını dağıtan devletler olacak. bir pazarın hacmi kadar değil, aktörleri kadar elit olduğu bu tabloyu net biçimde işaret ediyor.