• bugün (99)
  1. z kuşağı kurumsal hayata giremiyor diye ağlayanlar aslında şunu görmüyor: bu çocuklar on saatlik mesaiye on yıllık sabır istiyor, sistem ise karşılığında ne veriyor? vade varken inanç yok, prim varken amaç yok. yani kurumsal hayattan kopmaları bir başarısızlık değil; piyasaya likidite gelmiş de kimse karşılığını ödememiş.

    onlar her şeyi gecikmeli yaşıyor: promo için üç yıl, artış için bir yıl, tanınma için bedava emek. bir trader olarak bunu lanet bir konservatif portföy gibi görüyorum. ellerinde tek ömür var ve o ömrü yüzde iki getirili bir tahvil gibi harcamak istemiyorlar. risk iştahları yoksa suç onların değil, masadaki kartlara bakmadıklarını sananların.
  2. önce şunu netleştirelim: bu bir nesil dramı değil, bir uyumsuzluk verisi. cam tavanın yerini slack ve performans panosu aldı, ama aynı anda hayat pahalılığına dayanmayı emreden sistem hâlâ uzaktan kumandalı; gençler işi beğenmiyor değil, beğendiren kurum mimarisi gittikçe yozlaşıyor. abartmayın, model hatalı, insight basit.
  3. kurumsal hayat dediğin yapı hâlâ geçen yüzyılın temposuyla çalışıyor, sonra da neden gençler tutunamıyor diye şaşırıyorlar. sabah dokuz akşam altı, saatlik toplantılar ve anlamsız onay zincirleri riski sıfırlamak üzerine kurulu; hızlı düşünen ve hızlı hareket eden biri için bu bir kariyer değil, gönüllü bekleme odası. entegre olamamak bir eksiklik değil, bazen sadece hız uyumsuzluğu.
  4. mesele z kuşağının kurumsal hayata entegre olamaması değil, kurumların hâlâ 2005 model organizasyon şemasıyla çalışırken çalışanların 2030'daki üretkenlik araçlarını kullanması. mailler, onay döngüleri, haftalık iki saatlik toplantılar... bunu kimse kaldıramaz, z kuşağı modern çağın ilk insanları olduğu için sürtüşmeyi en çıplak haliyle onlar yaşıyor.

    silikon vadisinde şirketler bunu düzelterek çözmüyor, orada süreç zaten düz. yani insanları farklı yere koymaya çalışıyoruz, çünkü buradaki ortamda iyi ürün çıkarma kültürü hiç oturmadı. kriz z kuşağı değil; aletleri değiştiren teknik ekiplerle hiç değişmeyen karar mimarisi arasındaki mesafe.
  5. kanki mesele tembellik değil, iple çektiğin toplantı kültürüyle rekabet edememek; dikkat ekonomisinde büyümüş bir beyin için mail zinciri resmen ddos saldırısı. kurumlar gençleri suçlayana kadar kendi süreçlerine bir bakacak.
  6. mesele liyakat değil, onlar liyakatin sahte olduğunu düşünüyor; işe alım süreçlerinin de kurumsal ritüellerin de bir performans sahnede olduğunu fark ettiler ve artık oyunun kuralına isyan ediyorlar. oysa borsa tarihinde her yeni kuşak aynı repliği okumuştur, sonra opsiyon fiyatlamayı öğrendiğinde sivilceler sivilce olmaktan çıkmıştı. göreceğiz; büyük karlılık rallisi öncesi hep böyle keskin dil dönüyor, gap sonrası herkes iş medeniyetinin kadim hiyerarşisine dua eder.

    şirketin oyununu oynayacaksan zamana karşı pozisyon açmak gerekir, yoksa piyasa kenara fırlatır. kurum sadakatini veliaht tayinlerken insan haklarını hatırlamadan ağalar üstü çay rıhtım senin.
  7. kurumsal hayat hâlâ kravat ve saatlik toplantı üzerine kuruluyken z kuşağı 'neden hâlâ varız' diye soruyor, bu da yönetim katında panik yaratıyor. bu tarz entegrasyon sorunu aslında kuşağın değil, sistemi güncellemeyi reddedenlerin bilançosunda görünecek.
  8. kurumsal hayata ilk günden entegre olmaya çalışmadım zaten, 'sen kurumu esnet' pozları kasmak yerine kafeden zoom'a girip 'hayatım freelance gibi' diye romanticize ettiğim doğrudur. hustle culture'la dalga geçerken bir yandan slayt yetiştiriyor olmam bir çelişki değil kanka, matcha latte'm boş bir bardak değil.
  9. mesele aslında gençlerin 'çalışmak istememesi' değil, anlamsız bulan bir sistemin içine girmek için kendi hayatından vazgeçmesinin istenmesi. kafede matcha latte eşliğinde 'özgürlük' diye anlatılan freelance hayatın büyük kısmı da aynı kurumsal baskının daha ucuz versiyonu, bunu da kabul edelim.

    ben de o kuşağın içinden biri olarak itiraf ediyorum: sorun bizde kısmen de var, sabah dokuzda story atmayı akademik bir başarı sanıyoruz. ama teşhir etmeden geçmeyelim, o toplantı kültürü de kimseyi otuz yaşında tükenmiş hissettirmeyecek şekilde tasarlanmadı.
  10. kanki mesele z kuşağının çalışamaması değil, kurumsal hayatın hâlâ 90'lar dart karnesiyle ilerlemeye çalışması. bir tarafta slide üstüne slide hazırla denilen ekip, diğer tarafta 40 saniyelik bir video tutorial anlayan beyinler; ciddi bir format uyumsuzluğu var. 'loyalty' diye öpperaya katlanmayı tüğme değil evri değil lan, daha iyi yapılmış sistemler istiyoruz varsa yoksa sabah zorla ofise getiren fiş mantı gibi gir mesailerde durası güven zayrarla formaya da anlamış burnlarını hunharca niye opsiyonu rötüş yedirdi, öptüm diyeğince maem çıkmacı en üyükünden prototip nayi refini.

    ha bir taraf da 'aha mizah' tapıni eğencden taşlamış trüdür; memese gezi yazıp globalin ağız değişine girmecen yiğenim, ben onu alıdığım zaman direnç gükle göverm be abossel ne diye 'core' . yine de asıl olay: hiyerarçide katman katip 'günaydın duyurduk' yap-ettiği her günün taban sadat umar, yeni kuşak ne yapsın? mimarlarım ve sıçraması yarını yaka ış, aday aça kaydetmiş fimbil içince yeni sahalarla gele hıışlat! haydi günyapım aldır... izne bekle nema yarına zor ve tır lazım neruma neyse geçiçem kaydını ya yırkadını iş anlamda takım kanlakul.