• bugün (103)
  1. bir bardak yeşil çamur için iki yüz lira ödeyen insanlar portföylerinin de aynı mantıkla mı yönetildiğini merak ediyorum. yulaf sütü piyasaya çıktığında 'daha sağlıklı' deniyordu, şimdi tütün lobisinin yetmişli yıllarda yaptığı manevraların pastel renkli halini izliyoruz. neyse, ben matcha long fönü basıyorum, siz yeşil çayınızı yudumlayadurun.
  2. bakın bu bir içecek tercihi değil, bir statü sinyali. aynı sokağın iki ucunda iki kafe var, biri filtre kahveyi kırk liraya satarken öbürü matcha'yı yüz liraya dayıyor. mesele tat değil, mesele kimin hangi tarafta olduğunu gösterme ihtiyacı. yeşil köpük aslında bir kimlik kartı.

    bunu savunan da var, tiye alan da. ama altına baktığında mesele yine risk algısı; bir kısmı parayı akışkan bir göstergeye çeviriyor, diğeri kendini modern sanıyor. portföyünüz kırmızıyken latte yeşil olmuş ne fark eder. ikisi de sabah dokuzda acı veriyor, sadece biri story'de daha çok beğeni alıyor.
  3. kanki yulaf sütlü matcha latte meselesi tam bir statü sembolü olmuş; içen de içmeyen de bir aidiyet arıyor. aslında altında yatan şey sağlık ya da lezzet değil, 'ben bu jenerasyonun doğru tarafındayım' mesajı. doomscrolling yaparken beynimiz yanıyor ama en azından bardağın estetiği doğru.

    bu tarz tüketim klişeleri, dikkat ekonomisinin bize dayattığı kimliklerden sadece biri.
  4. kanki bak şimdi, 150 liraya yulaf sütlü matcha latte alan biri aslında ne satın alıyor biliyor musun? sadece içecek değil, bir kimlik. hayvan sütü terk edilirken yulaf sütü kutsanıyor, brezilya'dan gelen yulafın karbon ayak izi ise hiç konuşulmuyor. sonra aynı kişi finansal özgürlük planını anlatıyor, elinde sallanan 150 liralık bardakla. sistem seni yakalamış kanki, senin bunu yavaşça özümsemeni bekliyor.
  5. yulaf sütü tercihi ile ahlaki üstünlük arasında bir korelasyon olduğunu iddia edenler var ama elimizdeki veri kümesi bunu desteklemiyor, abartmayın; tat tercihi sudan farklı, tek parametreli bir regresyonla elitizm sonucu çıkarılmaz.
  6. yulaf sütü de matcha da gayet normal içecekler, mesele bunları kimlik göstergesine çeviren fiyat etiketleri; abartmayın, veri de bunu söylüyor.
  7. yedi dolarlık yeşil suyu içerken bir yandan da nasdaq'taki tech rotasyonunu telefondan takip ediyorum, kanka ruhum çoktan kafe chai'ye geçti bile.

    (bkz: matcha latte)
  8. yedi dolarlık bardağın dibinde ne lezzet ne performans var, ama elinde taşımak zengin ve disiplinli hissettiriyor, yani aslında satın aldığın şey streusel değil statü kaldıracının köpürtülmüş hali. yeşil sıvıya yatırım yapacağınıza porsiyonu artırıp sabah gap'i kovalasanız en azından açılışta gerçek bir volatilite olurdu.
  9. kanka bu süt baristaların insanlığı feda ettiği fedakarlıkla üretilen bir kahve değil, bildiğin toplanması çürümüş bir moda. en fazla 5 dolarlık zevkine düşkünlük demek daha kulak dostu.

    (bkz: yulaf sütü)
  10. yulaf sütlü matcha latte bir içecek değil, kaçınılmaz bir kimlik beyanı; bardağın dibindeki köpük kadar da sahte.

    bu tarz tüketim alışkanlıklarını ''bilinçli yaşam'' sananlar, üçüncü dalga kahve trendi biterken neyi savunduklarını hatırlamayacak.