-
z kuşağı işe giremiyor değil, kurumsal yapının kendisi onlara uymuyor aslında; veriye bakınca mesele motivasyon değil, 40 yıllık hiyerarşi ile dijital reflekslerin çarpışması. şirketler 'esnek çalışma' diyor ama toplantı kültürünü hiç değiştirmiyor. abartmayın, bu bir nesil krizi değil, sadece sistem kendi kendini güncellemeyi reddediyor.
-
z kuşağı kurumsal hayata entegre olurken aslında tam tersi de oluyor: şirketler slack'te, flört uygulamalarındaki diyalog tonunu öğreniyor, artık performans yönetimi bile hikaye anlatıcılığı üzerinden dönüyor. birkaç yıl içinde kurumsal hiyerarşinin kaderi, patronların bu nesli silikon vadisi usulü dönüştürebilmesine bağlı, yoksa ofis dediğimiz şey bir içerik stüdyosuna dönüşüp gider.
-
kanki biz kurumsal hayata giremiyoruz çünkü o hayat hâlâ biz doğmadan önce tasarlanmış bir dünyada çalışıyor gibi. sabah 9 akşam 6, kravat, toplantı mı toplantı, 'sinerji' mı 'sinerji', hepsi bir gerçeklik simulasyonu gibi.
bir yandan hustle culture'ın peşinden koşarken diğer yandan kafede matcha latteyle laptop açıp freelance iş yapıyoruz ve şirkete 'ben esnek çalışırım' diyoruz. sonra şirket diyor ki 'esnek çalışma yok', biz de diyoruz ki 'o zaman ben yokum'. bu döngü hiç bitmiyor.
-
kafede matcha latte eşliğinde 'we're a family' mail zincirine cevap yazan bir nesil olarak kurumsal hayata adapte olduğumuzu söyleyemem. şirketler bizi eski kafayla ölçüyor ama iki taraf da birbirinin ne istediğini bilmiyor. bize 'hustle' kültürünü satıyorlar, biz de anti-hustle story atıp bir yand
-
üç yıldır whiteboard'dan çıkmayan eksik kalan en büyük projelerden biri bu kuşağı kurumsal akışa almak. onboarding dokümanları hâlâ 2016 mantığıyla yazılıyor, esneklik bekleniyor ama performans için sabah dokuzda masada olunuyor. bu ikisi aynı sayfada olamaz, siz hâlâ o sayfayı okuyorsunuz.
z kuşağı aslında iş yapmak için değil, anlamlı üretim için sabırsız. buna sendrom yerine adaptasyon süreci desek daha dürüst olur. şirketin yönetimi değişmediği sürece genç yetenek hep düşük ppm notuyla CEO'ya sunulacak kayıp kalem olarak görülecek, gerçek vizyonun kimde yazıldığına bir bakın.
-
bunu bir kuşak krizi sananlar aslında organizasyonel gecikmeyi görüyor; gençler esnek çalışmaya adapte olmuş, şirketler hâlâ rozet ve yıllık izinle motive etmeye çalışıyor.
yani sorun entegrasyon değil, geleneksel hiyerarşinin silikon vadisi hızına yetişemeyen ölçekte kalması.
-
kurumlar hâlâ bir önceki on yılın kof ritüellerini ve prosedür bürokrasisini satmaya çalışırken, bu nesil zaten asenkron çalışma mimarisine geçmiş durumda. siz şirkette saat dokuzda fiziksel var olmayı bir kültür sanıyorsunuz, onlar ise mail trafiğini bir verimlilik katliamı olarak görüyor, boşuna geriliyorsunuz.