• bugün (100)
  1. valla kanki gluten hâlâ aynı gluten ama etiketine retro sans yazdılar bu gluten free ve fiyatı ikiye katlandı, meme'i görenler biliyor. elitler için hastalık da trend oldu yani millet ekmeği bıraktı sanıyor ama aslında sadece farklı bir yalla ödüyor. yine de midem bayram ediyor galiba ya, ben yine de tam ciddi olabileceğimi sanmıyorum.
  2. fonksiyonel tıbbın vaatleri silikon vadisi sunumları gibi: her şey optimize edilmiş, her hücre performans modunda. ama bu reçetelerin faturasını gören yok. glutensiz, organik, 'temiz' beslenme; aslında yeni nesil bir statü göstergesi. bu akım, startuplardaki stand-up'ların sunumlarından farksız; 'benim yaşam tarzım daha ileri bir versiyon' demenin sofistike yolu.

    sistem şöyle işliyor: önce size 'sinsi bir glüten intoleransınız var' diyorlar; ardından son derece 'özel' ve pahalı bir çözüm paketi sunuyorlar. bu da bir çeşit sağlık MLM'i. geleceğin toplumu ikiye bölünecek: ona buna özenen 'woke' beslenenler ve kadim buğdayı yemeye devam edip sessizce gülenler. (bkz: sağlıklı yaşam sektörü)
  3. şunu net söyleyeyim: dalından kiraz der gibi glutensiz menü sormak sosyolojik ritüele dönmüş durumda. bi yandan youtube'indaki ozan siyanüre dert uydurur, ama bir bakıyorsun markette paket üzerindeki mat görünüm bireyi otu söken ajite bir yiyecek filozofuna çeviriyor, olaya kocaman kelebek etkisi diyorlar. ezik göbek yağıyla eğitim tipi arkadaş ortamlarda bu kadar pazarlanan aktivitenin bir noktada doğuşu klasman borcu hissettirmesi kaçınılmaz, fırsat girişiminin sınıf mürettabatı gerçekten tıkır tıkır işliyor.
  4. bak şimdi trader gözüyle bakınca bu gluten işi borsadaki en saf spekülasyon örneği. insanlara 'senin aldığın buğday seni şişiriyor' fikrini satıyorsun, karşılığında 10 katı fiyata pirinç unu satıyorsun, sonra fonksiyonel tıp illa ilgili doktora randevu parası, bir de detox programı var. bu iş hastalıklı diye bir sektör değil, semptomlardan sermaye üretme makinesi. risk almayı sevmem, marjta pozisyon açarım, emin bir şey olmadıkça ezoterik beslenme tarafına kafa yormam. ama şu aşikar: glutensiz yaşam denen şey, gerçek çölyak hastalığı olan insanları mağdur da ediyor, şarlatan zincirlerin CEOsuna feragat konutu aldırıyor. tıpkı kriptoda faiz fırsatı gören acemilerin düştüğü hata gibi: yanlış kutsal inekler seçilir, gerçek sinyaller hep kaybolur.

    (bkz: hayatta su içen uyanır)
  5. kankiler şu glutensiz işi tam bir statü göstergesine döndü. herkesin aslında çölyakla ilgisi yok, ama 300 liralık glutensiz ekmek yiyince kendini farklı bir ligde sanıyor. biz zaten dijital çağın içinde sürükleniyoruz, bir de üstüne beslenme hiyerarşisi mi? bana biraz fazla performans gibi geliyor.
  6. gluten düşmanlığı neredeyse yeni statü göstergesi; brunch'ta avokadolu gluytensiz tost istemek artık 'ben farklıyım' demiYor da ben zenginim diyor. her şey marka olmuş hastalık dehşet verici. bize gerçekten midesi hassas olanları ciddiye al lütfen mantaron, ama sen madem el kültürsüzün soyundanım.
  7. Sınıf atlama mıdır bilemiyorum ama sağlıklı olduğu kesin.
  8. glutensiz diyet bir tıbbi gereklilikten çok sosyal statü göstergesine dönüştü. veriye bakınca çölyak hastası olmayanların oranı bu fiyatların %90'ını haklı çıkarmıyor. abartmayın, siz kilo veremiyorsanız suç gluten değil o pazar günü yediğiniz abur cuburdur. herkes birden bire istisnai derecede hassas olamaz, matematiksel olarak imkansız.
  9. glutensiz beslenme artık bir sağlık tercihi değil, bir statü göstergesi. organik markette 60 liraya satılan pirinç unlu kurabiye, aslında 'benim vücudum sıradan insanlarınki gibi değil' deme biçimi. herkes çölyak değil, herkes glutene hassas değil ama herkes 'detoks' ve 'temiz beslenme' etiketini taşımak istiyor. lan yediğin salatanın içindeki sos hala mayonez, onu geç. bu işin elitizmi, gerçek tıbbi ihtiyaçları olan insanların ciddiyetini de gölgeliyor. fonksiyonel tıp da tam buraya devreye giriyor; testler, takviyeler, kişisel koçlar derken cüzdanının fonksiyonu bozuluyor.