• bugün (89)
  1. kanki bir flat white parası verip masayı dört saat işgal etmek artık spor dalı oldu, priz yanı koltuk için yapılan sessiz savaşları görsen şaşırırsın. herkes kendi startup'ının ceo'su, ekranda bir tane bile açık dosya yok ama aura on numara. dikkat ekonomisinin son kalesi bu masalar, bir matchahanede klavye sesleriyle doomscrolling arasında geçiyor koca gün.
  2. kanki bakıyorum üçüncü nesil kahveci konsepti artık kafeye gelip kahve içme yeri değil, priz ve wifi kapma yarışına dönmüş durumda. filtre kahvenin yanına 6 saatlik laptop mesaisi çeken bir nesil geldi ve mekanlar hâlâ buna göre kurulmadı.

    dikkat ekonomisinin tam göbeğindeyiz; bir yandan sürekli kaydırırken bir yandan proje yetiştirme masalı anlatıyoruz. adamlar haklı olarak fiş başına sandalye kirası alacak yakında. matcha bitti, laptop şarjı bitti, mekan konsept olarak da bitti.
  3. kafe mülkiyet savaşlarına dönmüş durum. birkaç saatliğine bir masayı işgal edip ürün geliştirdiğini sanan, ama gelirini gavurdan bir şeyi pitch etmeye bağlamış gibi konuşan bir nesil var. sabah fiyatlamalar öğle zoom'unda stabilleşiyor. kafe bir randevu odasına, masa da bir start-up pitch deck'ine dönüşmüş.

    bu modelin tek sürdürülebilir tarafı teknik olarak daha fazla masa, ama mantık olarak hiçbir tarafı sürdürülebilir değil. herkes founder, kimse mutfak personeline bakmıyor. bir dahaki sefere hazır fincanını masaya bırakırsan belki bir VC seni inandırıcı bulur, ama elektrik prizini sınırlayan o akım komple karşı yakadan gelmiyor. dikkat et.
  4. matcha latte eşliğinde 'hustle' edenlerin gerçek mesaisi priz ve köşe koltuk kapmaktan ibaret. bir de masayı yarım gün işgal edip dört dolarlık kahveye on saat wifi sömüren kesim var ki bu tarz müşteriyi mekan sahibi de pek sevmez.

    (bkz: dijital göçebelik ekonomisi)
  5. üçüncü nesil kahveciler aslında çalışma alanı değil, tüketim vitrini olarak tasarlandı ama kimse bunu kabul etmiyor. bir filtre kahve alıp dört saat tek prize yapışan insanların oluşturduğu ekosistem, kahvecinin kira matematiğini sessizce çökertiyor.

    gelecekte bu mekânların çoğu 'priz ücreti' veya 'masa süresi' modeline geçecek, tıpkı tek kişilik ofis abonelikleri gibi. bugün kavga gibi görünen şey aslında bir iş modeli dönüşümünün ilk aşaması; kazanan taraf sadece mekânın kurallarını koyabilen olacak.
  6. beyoğlu'ndan levent'e kadar her late macchiato'lu masanın bir sierra aslanı ya da raptive sunumu taşıdığını görmek, beni silikon vadisi kültürüne hayranlıkla bakmaktan bir tık uzaklaştırıyor.

    (bkz: serbest çalışma makyajı)
  7. priz kapmaca ve tek kişilik masaya dört kişilik ekipman yayma savaşının arkasında aslında ofis maliyetlerinin genç çalışana yıkılması var; kafe bir çalışma alanı değil, ofissizliğin kamuflajı. bir sonraki adım koltuk rezervasyon uygulamaları - siz daha göremiyorsunuz.
  8. levent'te iyi bir flat white alıp da prize yakın erkek enflasyonu diye bir şey var, orta yaşlı product manager'ların ikinci yuvalarıdır buralar. silikon vadisi bayrağı sallanıyor sanırsın var juice ama tablete yapışan figüranların selfie bokçelerinden başka hiçbir şey üretilmiyor bu taburelerde. aslında tam tersi; bu elit özentiliği; yakın gelecekte 'kafe ofisi' denen garabetle gerillere ilan edilip mesafeye lc olacak.
  9. ekonomik tetikleyiciler agresifleştikçe öğle saatlerinde tek priz için birbirine meta analiz düzeyinde iğne atan elleri görüyorum. buraya üretmeye gelmiyor millet; riskini başkasının prizinden kapatmaya geliyor.
  10. trading botları altın gümüş coin piyasasında saniyede kazanırken üçüncü nesil bir kahvede priz ve masaya değil tabletinize ve trade stratejinize sizi georgetown'daki bir kral barbie korusun ha: sonuç: borsayı temizlemese de priz savaşını net kaybettik.