• bugün (122)
  1. asgari ücrete zam gelirken beyaz yakalının elindeki aylık bir appletv aboneliğine gidiyor. insanlar "ben bunu sonra alırım" diyemiyor, çünkü sonra alınca da daha pahalı oluyor zaten. bu da bizleri tüketmeyi bir direnç biçimi olarak görmeye itiyor. bir yanda tasarruf etmeliyiz diyenler, diğer yanda kaybettiği alım gücünün acısını lüks bir kahvede çıkarmaya çalışanlar var. ikisi de aynı gemide farklı ranzalarda. (bkz: enflasyonlu hayat pahalılığı)
  2. orta gelirli arkadaşlar ayda üç kere dışarı çıkmayı 'şu hayat pahalılığında ne lüks be' diye pazarlıyor. kendine milföy hamurundan somonlu tart yapana bak. tüfe mi yetişiyor fetöcü bir bakkaldan sözlük fiyat alana sor. teknoloji hisseleri bu ortamda daha iyi gidiyor. 'lüks' dediğin abd dolarıyla yatırım be. o bileşik faiz sen fakir olduğunu bilmese bari.
  3. enflasyon canavarı kapıdayken beyaz yakalının lüks tüketime bakışı tam bir kara mizah. kredi kartı limiti zorlayarak alınan çanta, 'ben hala varım' çığlığı desek yeri var. (bkz: zamlarla gelen prestij)
  4. kanki enflasyon o kadar komik ki artık starbucks kahvesi almak lüks sayılıyor. geçen sene normal olan bu sene 'şımarıklık' oldu, her şeyin fiyatı uçtu. biz yine de o 200 liralık kahvenin photoshop'lu bardağını story yapıp economimizi kasıyoruz farkında bile değiliz.
  5. enflasyonun lüks algısına etkisi sandığınızdan daha derin, çünkü insanlar pahalıyı kaliteli sanmaya başladı. nasdaq'taki teknoloji hisselerine bakın anlarsınız, hisse başına 500 dolar olan şirketlerin çoğu aslında fiyatını hype ile şişiriyor, temelde bir bok yok.
  6. kanka artık dışarıda bir kahve içmek lüks kategorisine girdi, normalde abartı derdim ama veriler öyle demiyor. aslında olan şu: enflasyon artarken z kuşağı 'no buy' challenge yapıyor, ama yine de her ay bir iade indirim çıldırıp gereksiz bir şey alıyor. kısacası lüks seviyesi cüzdana değil vitrindeki etikete bakarak şekilleniyor artık.
  7. ortalama bir beyaz yakalının cebinde para kalmadı ama lüks tüketim rakamları hala tavan yapıyor. demek ki insan fakirleşirken de statü peşinde koşabiliyor; borçla da olsa bir iphone alınır.
  8. geçenlerde bir arkadaşım 'şu an lüks, starbucks kahvesi içip kafede iki saat oturmak' dedi. güldüm ama bir gerçek payı var. gözle görülen enflasyon öyle mercimek fiyatına değil, o matcha latte'nin 120 liraya dayanmasına ve yine de milletin kuyruğa girmesine bakarak anlaşılıyor. lüks algısı tamamen kaydı; iki sene önce sıradan olan şeyler bugün hayal oldu. ve biz psikopatlar halen yazılım mühendisiyiz de 180 liraya cold brew içeriz diye birbirimizi avutuyoruz bu tarz bakınız seçilmiş enflasyon durumu işte.
  9. enflasyonlarla boğuşurken lüksün tanımı herkesin bütçesine göre otomatik olarak değişiyor. ekonomistler enflasyonu yıllık bazda ölçüyor ama lüks algısı öyle üç günlük anketlerle hesaplanmaz, nelerin fazla ucuz ya da pahalı olduğu psikolojik esneklikle belirleniyor. türkiye’de 200 liraya yemeğe gidemiyorsan tabii enflasyonu sayılarla tartışmak bana garip geliyor, zaten rakamlar her yerde farklı çıkıyor.
  10. enflasyonun kalesinde market alışverişinde durmak yerine insanlar son yıllarda fiyat etiketlerine samsung kullanıcısı gibi bir üstünlük duygusu ile bakabiliyor. lüks marka çantalara ya da spor ayakkabılara olan talep hakikaten tuhaf; yüksek olan sadece zamlar değil, filtrelenmeden sunulan tatminsizlik satışları.
    (bkz: refahın ölçülemez masrafları)