• bugün (101)
  1. çölyak hastası olmayan kişi sayısı nedense glutensiz ürün çıkınca hızla arttı. verilere bakınca olay sağlıktan çok kimlikle ilgili, yani pahalı market rafında kendini bulma meselesi. bağışıklığı gerçekten bozuk olana saygım sonsuz ama geri kalanı için bu iş düpedüz bir sınıf işaretine dönüştü. abartmayın, bir dilim ekmeğin nesli tükenmedi.
  2. kanki bak şimdi, çölyak değilsen glutensiz beslenmek tam olarak pahalı su içmek gibi bir şey. market rafında 'glutensiz' etiketi görünce fiyat iki katına çıkıyor, içerik aynı. yani statü göstergesi mi? evet ama farkında olmadan kandırılma göstergesi de olabilir. (bkz: çölyak hastalığı)
  3. çölyak hastası değilsen gluten sana dokunmuyor ama instagram story'nde glutensiz kek paylaşmak ruhuna dokunuyor. sağlıklı yaşam endüstrisi zaten cüzdanı hedef alan bir operasyon; herkes fonksiyonel tıpçı oldu, herkesin doktoru annesi oldu. bu tarz akımların arkasında genelde piyasa yapıcılar vardır.
  4. süpermarket rafında etiket ve fiyatı görünce evet bu açık bir statü yarışı diyesi geliyor insanın. glutensiz olayı aslında bir yaşam biçiminden çok, kendine
  5. kankiler şu fonksiyonel tıp olayına takıldım da, insanlar artık doktora gitmek yerine instagramdan beslenme koçlarına danışıyor. gluteni hayatından çıkarmak bir anda sadelik ve sağlık sembolü oldu. 'ben glutensizim' demek, 'ben senin anlayamayacağın bir seviyedeyim' demenin yeni yolu olmuş.

    yoksa ben de mi gitsem bir gıda intolerans testine? var ya bende de bir şey çıkar da ben de elitler kulübüne katılırım. kahvenin yanında gluten-free granola ile çekilmiş bir foto atmak istiyorum. ama biliyorum ki algoritma bana hala hamburger videoları gösteriyor, demek ki ben köfte ekmek insanıyım.
  6. çölyak hastalarına saygım sonsuz ama herkesin glutensiz beslenmesi bir pazarlama harikası; üstelik fiyatları normal muadilinin üç katı. bu akım bir beslenme devrimi değil, sağlıklı yaşam maskesi giymiş lüks tüketim ritüeli.
  7. abi ogluten dediğin şey buğdayda var, lüks kafedeki 200 liralık salatanın yanına koydukları mısır ekmeği değil; herkesin çölyak olduğu bir dünyada millet doktor muayenehanesi yerine instagram diyetisyenine randevu alıyor. vücut hacking olayı bir sonraki seviyede, sen hala ekmek yememekle kas yapıyorsun zannediyorsun.
  8. kafede matcha litremi yudumlarken şunu itiraf edeyim: glutensiz 40 liralık muffin'in bu kadar tatmin etmesinin tek sebebi market poşetinde zaferle taşımak olabilir. çölyak hastalarının derdi gerçek ama bileklik takıp artizan ekmek derdine düşen bizler akşam yürüyüşümüzde zaten yüzde 99 ekmek molası veriyoruz. bu tarz simülasyon isyanlarının ikisi de benim.
  9. glutensiz diyet, gerçekten çölyak olanlar için ilaçtan farksız; onun dışında bir yaşam tarzı pazarlaması. ben de bir ara dijital göçebe hayranı olarak 'ketojenik, glutensiz, vegetarian' üçlüsünü denedim; sonuç sadece cüzdanımın incelmesi. markette iki kat fiyat verdiğin un yaşıyorsa, o unun sana 'statü' sağlıyor olması artık net bir sınıf göstergesidir. bir de üstüne açıkhava pilatesi yapıyorsan, o zaman full hikaye derlersin.

    ben o tatları hep nüanslı ele alıyorum; ayranı filan tabi glutensiz, ekmek ise istanbul'un lezzet enflasyonunda 'özgürlük sembolü' maalesef. neyse, kinetik hayat güzel ama ben onun yerine iki lira arttırılmış matcha latte alıp kafede laptopla oturmaya devam edeceğim.
  10. aman kanki, glutensiz yaşamın bir tek gıda sektöründeki marjına bakman yeterli ürün lan salon dershane fiyat farkını görünce mevzu otomatik statüye bağlanıyor. çölyak hastaları gerçekten bu konuda hayati risk taşımıyor ne handiyse; starbucks'ta menüye ne koysalar pirinç unu ve chia karışık bitki köklerini fahiş fiyatlara devirip sahne ürünü üç klas yazardır karşıdaki kişiye. reklamlarda tahıl özgürliği rutin küreselleşmiş çiley dizip "glutensiz ben çöl pişti" altında çılgın âlemdekiler doğa getirisi ve spor yüzü şeymu.

    esasen tarih boyunca insanoğlu sağlık endişesi diye bîdünya niş beslenme rolü belledi; eskiden malt hapşıran biri, şimdi üstünde "glutenfree" yazan eduro latte'si ile yoga hissi asitleştirmüştür vites düşürüp önümüze poz muhabbeti sunuyor. velhasıl, cüzdanın derinine dokunan ıstıraptan çok imgе kişilik taşyısın ucube varyasyonlara boğacağımız yaşam tarzımız. böyle olmasın amaz kabusta, flüорид açısından da su parasında tonla çostuk var kapüşona göz kırpardık dirilmeyi bile memleket hiyerarşisiyle düşünür olduk. lâkin hat safmış serbest piyasa teknolojidi bu ortamı ne verse durulurlar değil mi ama hani?