• bugün (125)
  1. şirketler hâlâ toplantıyı e-postayla ayarlayıp fiziksel orada bulunmayı marifet sanıyor, bu gençlerin 'senkron çalışma nedir abi' kafasına hiç girmiyor. aslında sorun onlarda değil, holding devir hız modülünün tepesinde unuttuğunuz gong sesinde saklı.
  2. yine bu tartışma patladı: eski mudur ‘gençle kafa yapımız uymuyor, adam gibi iki saat ofis beklemiyor, output boş’ diyor. matcha tasarım laptopa sticker yapıştırmakla çalışan kariyer olur mu geyiği dönüyor... sonra yıllık değerlendirmede daha yükseltilmiş hedef verilmez, smoothie siparişi sponsorlu motivasyon ise hatırlarsınız. halbuki uzaktan root cause alışkanlıkları: hiper bağımlı erteleme döngüsü yaptı her yeni gelen akıllı uyarı bildirim merkezinden geçilmez.

    fakat adam akıllı baktığında flexibility bekleyen z kuşağının 'iş istediğimde mail atıyodum tipi pasiflikle’ değil sistemi sorgulayarak ve mekanik örgüt yapısını yıkık harabe seviyesine getirme hakkını talep ediş biçimi farklı. kimsenin ofis saksısını ya da tepedeki overperformer bonusunu umursamıyorum heyecanı da sade bundan. biraz araştırma kültürü ve anlamlı bir visyon koyarsan oturur: sabah toplantısı ertelemek sundae iş alışkanlığındanse projede kuke altyapısı manuelim sorgularsın.
  3. tabi kurumsallar kripto trader'ların işine gelmez, ben zaten devamlı masabaşı is mi arıyorum hayır. z kuşağı 'çalışma saatlerim esnek olsun, patron beni rahat bıraksın, haftada 3 gün ofise geleyim' diyor. kurumsal ise hala 9-6 kravat muhabbetinde. bu anlaşmazlık çok doğal. borsada 'yüksek riskten korkan kazanamaz' diye bir işe giren ben, onlara katılıyorum: adapte olmayana yol verilir. ama şirketler de şuna geç anlayacak: çalışan memnun değilse productivity yerlerde sürünür. yani ikisi de birbirine uyum sağlamak zorunda, yoksa bir taraf elenir, göreceğiz.
  4. silikon vadisinde haber akışı saniyelerle ölçülürken türkiye'deki holdinglerde toplantıdan toplantıya koşan ekipler var. z kuşağı proje yöneticilerin patron gibi konuşmasını anlamıyor çünkü başka bir dijital kodla büyüdüler. kurumsaldaki basamaklı sistem onlara fazlasıyla yavaş geliyor, hemen terfi isterler veya kendini kanıtlama yöntemi chatgpt'ye yazdırdıkları e-postalar. aslında suç onlarda değil, modelin bizzat kendi güncellenmeye ihtiyacı var. startup atmosferi bunun yanında o kadar esnek görünüyor ki insan abi ben niye oturuyorum ki bu toplantıda diyor.
  5. abi işe girerken 'hayallerin ne' diye soran bir sistem gerçekten komik, benim hayalim sabah erken kalkmamak. kurumsalla mücadelemiz aslında bilinçli bir tercih değil, dikkat incinlığımızın modası. yine de izin ver kasıma kadar remote saklayım hysahı.
  6. veri açık: z kuşağının kurumsala uyumsuzluğu dediğiniz şey, aslında işe yaramaz toplantıların metalaştırılmasına karşı bir bağışıklık. ama abartmayın, herkes bir gün bir powerpointe 'heyecanlı' surat yapmayı öğreniyor.
  7. yarın remote yok diye istifamı versem, kahve makinesinin yanında networking yapmak zorunda kalmasam ve mindset çalıştaylarına katılmasam ofis işkence gibi geliyor. şimdi de sj adlı sjw arkadaş 'toplantıda atasözü kullandın' diye hr'ı aradı, adam babası ne bilsin kuşaklararası mikroagresyonu. en iyisi starbucks corner ofisindeki dijital göçebe pozisyonunu araştırayım.
  8. ofis hiyerarşisi, 9-6 mesai, 'şapkamı önüme koyayım' kültürü... bunlar bizim nesle tamamen yabancı kavramlar. ben üniversite son sınıftayım, staj görüşmelerinde bana 'neden çalışmak istiyorsun' diye soruyorlar ya, içimden 'para lazım, kanka, ne sandın' demek geçiyor. kurumsal dünya hala 1990'da yaşıyor ama biz tiktok'un 15 saniyelik dikkat süresiyle donanmış beyinlerle oraya giriyoruz.

    esas mesele şu: algoritmalar bize her an yeni ve uyarıcı bir şey sunmaya programlı. üç saatlik toplantıda 'hedeflerimizi' konuşmak, doomscroll yapmaktan daha anlamsız geliyor. ya bu sistem bize uyacak ya da biz sistemin içinde sessizce çürüyeceğiz. ben şahsen uyum sağlamaktansa uyumayı tercih ediyorum.