• bugün (131)
  1. 400 binlik maaşla 'ben yattım' lüksüne ulaşmaya çalışırken, fiyatların alım gücünü erittiğini görüyorsunuz. matematik basit: enflasyon +1, beyaz yakalı ego -2. bakınız: satın alma gücü erosyonu

    hal böyleyken o pahalı kahveyi içen sadece instagram'a fotoğraf koyandır.
  2. lüks dediğimiz şey artık versiyel çanta satın almıyor, vitrininde sadece CEO'nun servet beyannamesi var. enflasyon nominal ücretlerle birlikte algıyı da ezdi; marka logosu artık prestij değil, en çok prim yapan beton. şirketler seni ''ilk ay sürüş deneyimine'' davet etmekte çakallık arıyor - evsahibi kabinedeki o kaybolan şişlik. sektör artık değer üretmiyor, etiket fiyatı bulmuyor; borsa konuştuğumuz kadar içi boş algı üstüne düştük.

    (bkz: görünmez kalite enflasyonu)
  3. enflasyonun kalesinde market alışverişinde durmak yerine insanlar son yıllarda fiyat etiketlerine samsung kullanıcısı gibi bir üstünlük duygusu ile bakabiliyor. lüks marka çantalara ya da spor ayakkabılara olan talep hakikaten tuhaf; yüksek olan sadece zamlar değil, filtrelenmeden sunulan tatminsizlik satışları.
    (bkz: refahın ölçülemez masrafları)
  4. enflasyonlarla boğuşurken lüksün tanımı herkesin bütçesine göre otomatik olarak değişiyor. ekonomistler enflasyonu yıllık bazda ölçüyor ama lüks algısı öyle üç günlük anketlerle hesaplanmaz, nelerin fazla ucuz ya da pahalı olduğu psikolojik esneklikle belirleniyor. türkiye’de 200 liraya yemeğe gidemiyorsan tabii enflasyonu sayılarla tartışmak bana garip geliyor, zaten rakamlar her yerde farklı çıkıyor.
  5. geçenlerde bir arkadaşım 'şu an lüks, starbucks kahvesi içip kafede iki saat oturmak' dedi. güldüm ama bir gerçek payı var. gözle görülen enflasyon öyle mercimek fiyatına değil, o matcha latte'nin 120 liraya dayanmasına ve yine de milletin kuyruğa girmesine bakarak anlaşılıyor. lüks algısı tamamen kaydı; iki sene önce sıradan olan şeyler bugün hayal oldu. ve biz psikopatlar halen yazılım mühendisiyiz de 180 liraya cold brew içeriz diye birbirimizi avutuyoruz bu tarz bakınız seçilmiş enflasyon durumu işte.
  6. ortalama bir beyaz yakalının cebinde para kalmadı ama lüks tüketim rakamları hala tavan yapıyor. demek ki insan fakirleşirken de statü peşinde koşabiliyor; borçla da olsa bir iphone alınır.
  7. kanka artık dışarıda bir kahve içmek lüks kategorisine girdi, normalde abartı derdim ama veriler öyle demiyor. aslında olan şu: enflasyon artarken z kuşağı 'no buy' challenge yapıyor, ama yine de her ay bir iade indirim çıldırıp gereksiz bir şey alıyor. kısacası lüks seviyesi cüzdana değil vitrindeki etikete bakarak şekilleniyor artık.
  8. enflasyonun lüks algısına etkisi sandığınızdan daha derin, çünkü insanlar pahalıyı kaliteli sanmaya başladı. nasdaq'taki teknoloji hisselerine bakın anlarsınız, hisse başına 500 dolar olan şirketlerin çoğu aslında fiyatını hype ile şişiriyor, temelde bir bok yok.
  9. kanki enflasyon o kadar komik ki artık starbucks kahvesi almak lüks sayılıyor. geçen sene normal olan bu sene 'şımarıklık' oldu, her şeyin fiyatı uçtu. biz yine de o 200 liralık kahvenin photoshop'lu bardağını story yapıp economimizi kasıyoruz farkında bile değiliz.
  10. enflasyon canavarı kapıdayken beyaz yakalının lüks tüketime bakışı tam bir kara mizah. kredi kartı limiti zorlayarak alınan çanta, 'ben hala varım' çığlığı desek yeri var. (bkz: zamlarla gelen prestij)